Tarlabaşı Esmer, İstanbul’un dar ve gürültülü sokaklarında yürüyen o esrarengiz kadındı. Uzun, dalgalı siyah saçları omuzlarına dökülüyor, koyu teni sokak lambalarının altında parlıyordu. Gözleri derin kahverengi, bakışları ise gece kadar yoğundu. O gece Tarlabaşı’nın kalabalık caddelerinde ilerlerken, müzik ve insan sesleri birbirine karışmıştı. Tarlabaşı Esmer, deri ceketinin yakasını kaldırıp adımlarını hızlandırdı; aklında sadece bir şey vardı: bu gecenin tutkusunu sonuna kadar yaşamak.Birkaç adım ötede, loş ışıklı bir barın önünde durdu. İçeri girdiğinde ağır bas, ter ve sigara kokusu onu sardı. Bar tezgâhına yaslandı, parmaklarıyla soğuk bardağını okşadı. Yanına yaklaşan geniş omuzlu adamın sesi boğuk çıktı: “Yalnız mı içiyorsun?” Tarlabaşı Esmer başını yavaşça çevirdi, dudaklarında tehlikeli bir gülümseme belirdi. “Belki de değilim,” dedi. Adamın eli masaya dayandı, parmakları neredeyse onunkine değiyordu. Göz göze geldiler; aradaki gerilim elektrik gibiydi. Kadın, bacağını hafifçe kaydırıp adamın dizine sürttü. O an, her şey alev aldı.Adamın adı Burak’tı. Keskin çeneli, güçlü kolları olan, geceyi seven bir adam. Tarlabaşı Esmer’i bir süre izledikten sonra cesaretini toplamıştı. Birlikte barın arka köşesine çekildiler. Burak’ın eli kadının beline kaydı, parmakları ince bluzun altındaki sıcak teni hissetti. Tarlabaşı Esmer başını yana eğdi, boynunu sundu. Burak dudaklarını oraya bastırdı, dilini yavaşça gezdirerek ısırdı. Kadın hafif bir inilti çıkardı, eli adamın saçlarına gömüldü. “Daha sert… ısır beni,” fısıldadı.Barın arka kapısından çıktılar. Sokak serindi ama ikisinin de teni sıcacıktı. Tarlabaşı Esmer Burak’ı yakındaki küçük bir otele sürükledi. Asansörde birbirlerine yapıştılar. Burak kadını duvara yasladı, elleri bluzunun altından kayarak dolgun göğüslerini kavradı. Sert uçlar parmaklarının arasında dikleşti. Tarlabaşı Esmer pantolonunun fermuarını indirdi, elini içeri sokup Burak’ın sertleşmiş, kalın penisini kavradı. Sıcak, damarlı, ağır… Parmaklarını yavaşça yukarı aşağı kaydırdı. Adam inledi, “Lanet olsun, ne kadar ıslaksın sen…”Odaya girdiklerinde kapı daha kapanmadan kıyafetler yere saçıldı. Tarlabaşı Esmer çıplak kaldığında vücudu nefes kesiciydi: dolgun göğüsler, dar bel, yuvarlak ve sıkı kalçalar, bacaklarının arasında ıslak, pürüzsüz bir amcık. Burak onu yatağa yatırdı, dizlerinin arasına girdi. Dilini yavaşça yaladı, klitorisine odaklandı, emdi, ısırdı. Kadın bacaklarını iyice açtı, kalçalarını kaldırdı. “Evet… orası… dilini sok,” diye inledi. Burak iki parmağını içeri soktu, kıvırarak hareket ettirdi. Tarlabaşı Esmer’in amcığı sıkıca sarıldı, ıslak şapırtı sesleri odayı doldurdu.Burak doğruldu, kalın penisini kadının dudaklarına götürdü. Tarlabaşı Esmer ağzını açtı, başı dilinin üzerine aldı. Derinlere doğru yuttu, boğazı kasıldı. Tükürük çenesinden aktı, gözleri sulandı ama durmadı. Elleriyle taşaklarını okşarken başını ileri geri hareket ettirdi. Burak saçlarını tuttu, ritmi sertleştirdi. “Al hepsini… boğazına kadar,” diye homurdandı. Kadın boğazını açarak sonuna kadar aldı, burnu adamın kasığına değdi.Bir süre sonra Tarlabaşı Esmer ayağa kalktı, Burak’ı yatağa itti. Üstüne çıktı, amcığını penisinin üzerine sürttü. Kaygan, sıcacık… Yavaşça indi, her santimi içine aldı. İnledi, başını geriye attı. Kalçalarını döndürerek hareket etmeye başladı. Göğüsleri sallanıyordu, Burak onları avuçladı, meme uçlarını sıkıştırıp çekiştirdi. Tempo arttı. Tarlabaşı Esmer öne eğildi, dudaklarını adamınkine bastırdı, dilini soktu. Öpüşmeleri vahşiydi, dişler birbirine değiyor, dudaklar ısırılıyordu.Burak aniden kadını çevirdi, arkadan girdi. Kalçalarını sımsıkı tutarak sertçe vurdu. Her darbede şaplak sesi yankılandı. Tarlabaşı Esmer yastığa yüzünü gömdü, inlemeleri boğuk çıktı. “Daha sert… evet… oraya vur! İçime kadar!” diye bağırdı. Burak bir elini öne uzatıp klitorisini ovuşturdu. Kadının bacakları titredi, orgazm dalga dalga geldi. Aniden kasıldı, amcığı penisi sıkıca kavradı, sıcak sıvılar aktı. Burak da dayanamadı, derinlere doğru boşaldı, sıcak dölü içine doldurdu.Bir süre birbirlerine sarılı kaldılar. Ama Tarlabaşı Esmer doymamıştı. Elleri tekrar Burak’ın penisini buldu, yavaşça okşayarak yeniden sertleşmesini sağladı. Bu sefer bacaklarını omuzlarına koydu, adamın üzerine çıktı. Derin ve yavaş hareketlerle sikişmeye başladılar. Göz göze bakıyorlardı. Tarlabaşı Esmer’in saçları terle yapışmıştı, dudakları şişmişti. “Seni istiyorum… her deliğimi doldur,” diye fısıldadı.Burak kadını kollarına alıp duvara yasladı. Ayakta sikiştiler. Her vuruşta Tarlabaşı Esmer’in sırtı duvara çarpıyordu. Elleriyle kalçalarını tutarak daha derine indi. Kadın tırnaklarını adamın sırtına geçirdi, kırmızı izler bıraktı. İkinci orgazmı daha şiddetli geldi; bacakları sarsıldı, inlemeleri çığlığa dönüştü. Burak da yeniden boşaldı, dölü bacaklarından aşağı aktı.Yatağa döndüler. Tarlabaşı Esmer, Burak’ın üzerine uzandı, dilini göğsünden aşağı kaydırdı. Penisini tekrar ağzına aldı, temizledi. Tuzlu tadı dilindeydi. Sonra yan yattılar, bacak bacak üstüne attılar. Burak arkadan girdi, yavaş ve derin hareketlerle. Bir eliyle göğsünü kavradı, diğer eliyle klitorisini okşadı. Saatlerce sürdü. Ara sıra durup birbirlerini yaladılar, parmakladılar, ısırdılar.Gece ilerledikçe Tarlabaşı Esmer daha da açıldı. Burak’ı dizlerinin üstüne çöktürdü, amcığını yüzüne bastırdı. Adam dilini içeri sokup yaladı, emdi, ısırdı. Kadın kalçalarını oynatarak yüzüne sürttü. “Yala beni… her yerimi… dilini sok,” diye emretti. Burak itaat etti, dilini kalçalarının arasına kadar gezdirerek anüsünü de yaladı. Tarlabaşı Esmer inledi, parmaklarını kendi amcığına soktu.Sonra Burak’ı yatağa yatırdı, ters oturdu. Amcığını adamın ağzına verirken kendi de penisini emdi. 69 pozisyonunda uzun uzun oynadılar. Tükürük, ıslaklık, inlemeler… Tarlabaşı Esmer bir eliyle kendi göğsünü sıktı, diğer eliyle taşakları okşadı. Burak ise dilini ve parmaklarını aynı anda kullanarak kadını üçüncü orgazma taşıdı. Kadın titreyerek boşaldı, suları adamın yüzüne aktı.Sabaha karşı hâlâ bitmemişlerdi. Duşta devam ettiler. Sıcak suyun altında Tarlabaşı Esmer duvara yaslandı, Burak arkadan girdi. Su ve ter karışmıştı. Kalçalarına vururken su sıçradı. Kadın başını geriye attı, adamın dudağını ısırdı. “İçime boşal… yine… doldur beni,” diye fısıldadı. Burak son gücünü toplayarak sertleşti, derinlere doğru fışkırttı.Yatağa döndüklerinde şafak söküyordu. Tarlabaşı Esmer, Burak’ın göğsüne başını yasladı. Parmaklarıyla adamın tenini okşuyordu. “Bu gece unutulmazdı,” dedi yavaşça. Burak gülümsedi, saçlarını okşadı. “Sen de öyle… Tarlabaşı Esmer.”Ama kadın doymamıştı. Elleri tekrar aşağı kaydı, penisi yeniden uyandırdı. Bu sefer yavaş ve duygusal bir sikiş başladı. Yüz yüze, göz göze. Her hareket uzun ve derin. Öpüşmeler, fısıltılar, inlemeler… Tarlabaşı Esmer’in bacakları Burak’ın beline dolandı. Tempo arttıkça nefesleri kesildi. Birlikte geldiler; kadının amcığı kasılırken adamın dölü içine aktı, taştı.Güneş doğarken hâlâ birbirlerine sarılıydılar. Tarlabaşı Esmer ayağa kalktı, çıplak vücudu pencereden süzülen ışıkta parlıyordu. Burak’a baktı, “Bir daha görüşeceğiz,” dedi. Adam yatağında uzanmış, onu izliyordu. Kadın kıyafetlerini giydi, kapıya doğru yürüdü. Dönüp son bir kez baktı: “İsmini unutma… Tarlabaşı Esmer.”Kapı kapandı. Burak yatağında uzanıp tavanı izledi. Vücudu hâlâ sızlıyordu, teninde kadının parfümü ve teri karışmıştı. Aklında sadece o gece vardı: ıslak amcık, sıkı duvarlar, inlemeler, döller, ısırıklar… Tarlabaşı Esmer, bir fırtına gibi gelmiş ve gitmişti. Ama izleri kalmıştı.O günden sonra Burak her gece aynı sokağı düşündü. Belki bir gün tekrar karşılaşırlardı. Belki de Tarlabaşı Esmer başka biriyle aynı tutkuları yaşıyordu. Ama o gece, o otel odasında yaşananlar, her ikisinin de aklından çıkmayacaktı. Tutku, ıslaklık, vahşilik ve doyumsuzluk… Hepsi bir arada.Tarlabaşı Esmer sokaklarda yürümeye devam etti. Güneş doğmuştu ama ateşi sönmemişti. Dudaklarında hâlâ Burak’ın tadı vardı. Bacaklarının arasında hafif bir sızı, içinde dolup taşan döl… Gülümsedi. Belki başka bir bar, başka bir adam… ya da aynı adam. Fark etmezdi. Çünkü o, Tarlabaşı Esmer’di. Ve tutku onunla yaşıyordu. Her adımında hâlâ o gecenin izlerini taşıyordu; kalçalarının ritmi, amcığının hafif yanması, göğüslerinin hassasiyeti… Her şey onu yeniden arzulamaya zorluyordu.Gece boyunca yaşadıkları her pozisyon, her inilti, her boşalma aklında tek tek canlandı. Burak’ın kalın penisinin içini doldurduğu anlar, dilinin klitorisine yaptığı o vahşi yalamalar, parmaklarının derinlerde kıvrılması… Hepsi hâlâ tenindeydi. Tarlabaşı Esmer, yürürken bacaklarını birbirine sürttü, hafif bir inilti kaçırdı. Belki de bu gece bitmemişti. Belki de yeni bir maceraya hazırdı. Ama o an, aklında sadece bir isim vardı: Burak. Ve o isimle birlikte yanan ateş, Tarlabaşı Esmer’i daha da aç bırakmıştı.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece fa...
Samandıra’nın gece serinliği caddeye yayılırken, sarı saçlı kadın sitenin merdivenlerini çıkıyordu. Uzaktan gelen araba sesl...
Şile Sarışın, sarı saçları deniz rüzgârıyla hafifçe savrulurken sahil evinin merdivenlerini çıkıyordu. Şile’nin kumsallarınd...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...