Şirinevler Esmer, o gece İstanbul’un Avrupa yakasında, yağmurun henüz dinmediği dar sokaklarda yürüyordu. Siyah trençkotu omuzlarına yapışmış, koyu saçları yüzüne düşmüş, gözleri loş ışıkta daha da derin görünüyordu. Adımları kararlıydı; her biri ıslak kaldırım taşlarına vurdukça boğuk bir ses çıkarıyordu. Birkaç adım sonra eski bir apartmanın önünde durdu. Kapı aralığından sızan loş ışık, teninin bronz tonunu daha da belirginleştiriyordu. O, Şirinevler Esmer’di; hem semtinin adı gibi canlı, hem de teninin rengi gibi sıcak ve çekici.Kapıyı çaldı. İçeriden gelen ayak sesleri yaklaştı. Kapı aralandığında karşısındaki adam onu tanımış gibi bakıyordu. Kerem, uzun boylu, geniş omuzlu, gözleri Şirinevler Esmer’in vücudunu yavaşça tarayan biriydi. Hiç konuşmadılar. Kapı kapandı, kilit döndü. Trençkot yere düştü. Altında sadece ince, siyah bir elbise vardı; ıslak kumaş meme uçlarını belirginleştirmişti. Kerem bir adım attı, elleri beline yerleşti. Parmakları deriye değdiğinde Şirinevler Esmer’in nefesi kesildi. Dudaklar birbirine değdi; ıslak, aç, talepkâr. Dil, dilin içinde kaydı. Kerem’in eli elbisenin fermuarını indirdi, kumaş omuzlarından kaydı. Meme uçları soğuk havaya temas ettiğinde sertleşti.Kerem birini ağzına aldı, dilini gezdirdi, emdi. Diğer eliyle diğer meme ucunu eziyordu. Şirinevler Esmer başını geriye attı, boynu uzun bir yay çizdi. Elbise tamamen yere düştü. Külotsuzdu. Kerem’in parmakları ıslak amına ulaştı; iki parmak yavaşça içeri girdi. Islak sesler odada yankılandı. Başparmağı klitorisine bastırırken parmakları ritmik hareket ediyordu. Şirinevler Esmer’in bacakları titredi. Orgazm yaklaşırken tırnaklarını Kerem’in sırtına geçirdi.“İçime gir,” diye fısıldadı. “Şimdi.”Kerem onu duvara yasladı. Bir bacağını kaldırdı, penisin ucunu ıslak yarıkta gezdirdi. Sonra tek bir hamlede içine girdi. Şirinevler Esmer’in iniltisi boğuk bir çığlığa dönüştü. Derin, dolu, gergin. Kerem hareket etmeye başladı; yavaş, derin, her seferinde sonuna kadar. Kalçalar birbirine çarpıyordu. Elleri Şirinevler Esmer’in kalçalarını kavradı, daha derine bastırdı. Duvar soğuktu sırtında, ama içerideki sıcaklık her şeyi yakıyordu. Kerem’in nefesi kulağına değiyordu; ağır, düzensiz.Pozisyon değişti. Kerem onu yatağa doğru itti. Şirinevler Esmer dört ayak üzerine çıktı. Kerem arkasından girdi; bu sefer daha sert, daha hızlı. Elleri belini kavradı, kalçaları şap şap sesleriyle çarpıştı. Bir eli saçlarını yakaladı, başını hafifçe geriye çekti. Diğer eli memesini sıktı. Şirinevler Esmer’in memeleri sallanıyordu her darbede. Amı kasılıyor, Kerem’i daha sıkı sarıyordu. Islak sesler, inlemeler, tenin tenle sürtünmesi… Oda bu seslerle dolmuştu.Kerem bir an durdu, çıktı, Şirinevler Esmer’i sırtüstü çevirdi. Bacaklarını omuzlarına aldı, tekrar girdi. Bu açı daha derindi. Her itişte Şirinevler Esmer’in klitorisi de uyarılıyordu. Elleri yatağı kavradı, çarşafları buruşturdu. Orgazm dalgası geldiğinde tüm vücudu gerildi; amı ritmik olarak kasıldı, Kerem’in penisini sıkıp bıraktı. Kerem de dayanmadı. Derin bir iniltiyle boşaldı; sıcak sperm içine aktı, her darbede daha fazla.Bir süre öyle kaldılar. Kerem hâlâ içindeyken Şirinevler Esmer’in yüzünü öptü; yavaş, yumuşak. Sonra çıktı. Sperm, bacaklarının arasından sızdı. Şirinevler Esmer gülümsedi, parmağıyla topladı, diline sürdü. Kerem’in gözleri karardı. Daha bitmemişti.İkinci tur daha yavaş başladı. Kerem, Şirinevler Esmer’in vücudunu öperek indi. Meme uçlarını emdi, karnını yaladı, sonra bacaklarının arasına yerleşti. Dili amını yaladı; yavaş, ıslak, ısrarcı. Klitorisini emdi, dilini içeri soktu, tekrar dışarı çıkardı. Şirinevler Esmer’in kalçaları yükseldi. İkinci orgazmı daha yumuşak ama daha uzun sürdü. Bacakları Kerem’in başını sıktı.Sonra Şirinevler Esmer üstüne çıktı. Penisi eliyle tuttu, yavaşça üzerine oturdu. İçine aldıkça inledi. Kalçalarını daire çizerek hareket ettirdi, sonra yukarı aşağı. Kerem’in elleri memelerini kavradı, sıkıyor, eziyordu. Şirinevler Esmer hızlandı. Ter, göğüslerinden süzülüyordu. Kerem’in kalçaları da yukarı doğru itildi. Birlikte geldiler; Şirinevler Esmer’in amı tekrar kasılırken Kerem bir kez daha boşaldı.Gece uzadı. Ara verdiler, su içtiler, sonra tekrar başladılar. Kerem, Şirinevler Esmer’i kucağına aldı, ayakta sikişti. Bacakları beline dolanmış, duvara yaslanmıştı. Her itişte daha derine gidiyordu. Sonra duşta, sıcak suyun altında. Şirinevler Esmer dizlerinin üzerine çöktü, Kerem’in penisini tekrar ağzına aldı; bu sefer daha yavaş, daha derin. Kerem’in boşalması boğazına aktı; yuttu, dilini dışarı çıkarıp gösterdi.Yatağa döndüklerinde sabaha karşıydı. Şirinevler Esmer, Kerem’in göğsüne yaslanmıştı. Parmakları karın kaslarında geziyordu. Kerem’in eli, Şirinevler Esmer’in kalçasını okşuyordu. Bir süre sessiz kaldılar. Sonra Kerem, parmaklarını tekrar amına götürdü. Islaktı hâlâ. İki parmak girdi, yavaşça hareket etti. Şirinevler Esmer bacağını açtı. Kerem, parmaklarını çıkarırken sperm ve kendi ıslaklığını karıştırdı, sonra klitorisine sürdü. Şirinevler Esmer inledi, üçüncü orgazmını sessizce yaşadı.Güneş doğmaya başladığında Şirinevler Esmer ayağa kalktı. Vücudu izlerle doluydu; ısırık, tırnak, morluk. Kerem yatağın kenarında oturmuş, onu izliyordu. Şirinevler Esmer, elbisesini giydi, trençkotunu aldı. Kapıya doğru yürürken döndü.“Şirinevler Esmer,” dedi Kerem yavaşça. “Bir daha gel.”O sadece gülümsedi. Kapıyı açtı, merdivenlerden indi. Dışarıda yağmur dinmişti. Sokaklar ıslaktı hâlâ. Şirinevler Esmer, yürürken bacaklarının arasından sızan sıcaklığı hissetti. Her adımda, geceyi hatırladı; duvardaki sert itişleri, yataktaki derin penisi, dilinin tadını, boşalmaların sıcaklığını.Evine döndüğünde duşa girmedi. Aynanın karşısına geçti. Vücudunu inceledi. Meme uçları hâlâ hassastı. Amı hafifçe şişmişti. Parmaklarını arasına götürdü, hâlâ ıslaktı. Kerem’in spermiyle karışmış kendi suları. Bir parmağını yaladı. Sonra yatağa uzandı. Bacaklarını açtı, iki parmağını içine soktu. Gözlerini kapattı. Kerem’i hayal etti; arkasından giren, saçlarını çeken, boğazına kadar dolduran. Parmakları hızlandı. Orgazm geldiğinde ismini fısıldadı: “Şirinevler Esmer…”Gün boyunca o isim zihninde yankılandı. Akşam olduğunda telefonu çaldı. Kerem’di. Adres verdi. Şirinevler Esmer, aynı trençkotu giydi, aynı elbiseyi. Bu sefer de külot giymedi. Kapıyı çaldığında Kerem açtı. Hiç konuşmadan içeri çekti. Kapı kapanır kapanmaz dudaklar birbirine yapıştı. Eller aceleciydi. Şirinevler Esmer’in elbisesi yine yukarı kalktı. Kerem, onu mutfak tezgâhına oturttu. Bacaklarını ayırdı, dilini amına gömdü. Şirinevler Esmer, başını geriye attı, inledi. Kerem’in dili yorulmuyordu; yalıyor, emiyor, sokuyordu. İlk orgazmını ayakta yaşadı, bacakları titreyerek.Sonra Kerem, onu ters çevirdi. Tezgâha yaslandı. Kerem arkasından girdi. Bu sefer acımasızdı. Her darbe, Şirinevler Esmer’in memelerini tezgâha sürtüyordu. Bir eli boynunu kavradı, hafifçe sıktı. Diğer eli klitorisine ulaştı, ovuşturdu. Şirinevler Esmer, ikinci orgazmını çığlıkla karşıladı. Kerem de boşaldı; sıcak sperm tekrar içine aktı, taştı, bacaklarından aktı.Gece boyunca odadan odaya dolaştılar. Kanepede, Şirinevler Esmer üstteydi; yavaş yavaş inip kalkıyor, sonra hızlanıyordu. Kerem’in elleri kalçalarını eziyordu. Banyoda, Şirinevler Esmer duvara yaslanmış, bir bacağı Kerem’in omzundaydı. Yatakta, yan yana, bacaklar birbirine dolanmış, yavaş ve derin. Her seferinde Şirinevler Esmer’in amı daha da şişiyor, daha da hassaslaşıyordu. Kerem, her boşalmadan sonra parmaklarıyla temizlerken tekrar sertleşiyordu.Sabaha karşı, Şirinevler Esmer, Kerem’in penisini ağzına aldı. Yavaşça emdi, yaladı, derinlere aldı. Kerem’in eli saçlarındaydı. Boşaldığında Şirinevler Esmer yuttu, sonra dilini dışarı çıkardı. Kerem, onu öptü; tuzlu, sıcak tadı paylaştılar.Güneş yükselirken Şirinevler Esmer yine giyindi. Bu sefer daha yavaş. Kerem, yataktan kalkmadan izledi. Şirinevler Esmer, kapıya doğru yürürken durdu.“Şirinevler Esmer,” dedi Kerem. “Her gece gel.”O, kapıyı açtı. Dışarıda hava açıktı. Yürürken, bacaklarının arasındaki ıslaklığı, vücudundaki izleri, ağzındaki tadı taşıyordu. Şirinevler Esmer, semtinin sokaklarında ilerlerken gülümsedi. Çünkü biliyordu ki, bu sadece başlangıçtı. Her gece, her kapı, her duvar, her yatak… Hepsi onu bekliyordu. Ve her seferinde, ismi aynı şekilde fısıldanacaktı: Şirinevler Esmer.O gece, Kerem’in dairesine döndüğünde, kapı yine açıktı. İçeride mumlar yanıyordu. Kerem, onu bekliyordu; çıplak, sert. Şirinevler Esmer, trençkotunu çıkardı. Elbisesi yere düştü. İki adım attı. Kerem’in kollarına girdi. Dudaklar birbirini buldu. Eller, her yeri tanıdı. Kerem, onu kaldırdı. Şirinevler Esmer, bacaklarını beline doladı. Penis, ıslak amına sürtündü, sonra girdi. Ayakta, yavaş, derin. Şirinevler Esmer’in sırtı duvara yaslandı. Her itişte inledi. Kerem’in nefesi boynundaydı. Parmakları kalçalarını sıktı. Orgazm yaklaşırken tırnaklarını sırtına geçirdi. Birlikte geldiler; Şirinevler Esmer’in çığlığı, Kerem’in boğuk iniltisiyle karıştı.Sonra yere indiler. Halının üzerinde, Şirinevler Esmer dört ayak. Kerem arkasından, daha sert. Elleri memelerini kavradı, eziyor, çekiyordu. Kalçalar şap şap çarpışıyordu. Şirinevler Esmer, başını çevirdi, Kerem’i öptü. Dil, dilin içindeyken Kerem daha derine girdi. Bir eliyle klitorisini ovmaya başladı. Şirinevler Esmer’in bacakları titredi. Orgazm, tüm vücudunu sarsarak geldi. Kerem de boşaldı; sıcaklık tekrar içini doldurdu.Gece, bitmek bilmedi. Her pozisyon, her dokunuş, her inilti… Şirinevler Esmer, kendini kaybetti. Kerem’in dilinde, parmaklarında, penisinde. Her boşalmada ismini duydu. Her orgazmda ismini fısıldadı. Şirinevler Esmer… Şirinevler Esmer… Şirinevler Esmer.Sabah olduğunda, vücudu yorgundu ama doymamıştı. Kerem’in kollarındaydı. Parmakları, hâlâ ıslak amını okşuyordu. Gözlerini açtığında, Kerem gülümsüyordu.“Bir daha,” dedi Şirinevler Esmer.Kerem, onu öptü. Sonra yavaşça üzerine çıktı. Penisi, hâlâ sert, yavaşça girdi. Bu sefer hiç aceleleri yoktu. Derin, yavaş, sonsuz gibi. Şirinevler Esmer’in bacakları beline dolandı. Elleri sırtını okşadı. Her hareket, her nefes, her bakış… İsimleri havada asılı kaldı: Şirinevler Esmer.Ve hikâye, o odada, o yatakta, o bedenlerde devam etti. Çünkü Şirinevler Esmer, bir isimden fazlasıydı. O, bir arzu, bir ateş, bir geceydi. Ve her gece, yeniden yanıyordu.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece fa...
Samandıra’nın gece serinliği caddeye yayılırken, sarı saçlı kadın sitenin merdivenlerini çıkıyordu. Uzaktan gelen araba sesl...
Şile Sarışın, sarı saçları deniz rüzgârıyla hafifçe savrulurken sahil evinin merdivenlerini çıkıyordu. Şile’nin kumsallarınd...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...