Halkalı’nın geniş caddelerinde akşamüstü rüzgârı tozu ve egzoz kokusunu birlikte taşıyordu.
Halkalı’nın o yeni binalarla eski gecekonduların yan yana durduğu arka sokaklarından birinde, zemin kattaki dairenin kapısını çaldım. Kapıyı açan adamın bakışları beni daha eşiği geçmeden soydu. Halkalı’nın bu karmaşık ama bir o kadar da kimsenin birbirini umursamadığı köşesinde, o gece ne olacağını ikimiz de çoktan biliyorduk.
Kapı arkamdan kilitlendi. Anahtarın çevirilişi loş koridorda metalik bir ses çıkardı. Üzerimdeki ince bluzu daha çekiştirmeden gözleri vücudumu süzdü. “Geç kaldın,” dedi, sesi alçak ve boğuk. Cevap vermedim. Sadece duvara yaslandım, kalçalarımı hafifçe öne doğru ittim. Elleri belime sarıldı, parmakları kumaşın altından tenime değdiğinde tüm bedenim ürperdi. Bluzu omuzlarımdan yavaşça indirdi. Sütyenimin siyah dantel kenarı görünür görünmez nefesi hızlandı, gözbebekleri genişledi.
Dudakları boynuma yapıştı. Islak, sıcak, aceleci. Dişleri tenimi hafifçe sıyırırken elleri sütyenimin kopçalarını tek tek açtı. Göğüslerim serbest kaldığında avuçları onları sıkıca kavradı, başparmakları uçlarımı yavaş yavaş ovuşturdu, bazen sıkıştırdı, bazen çekiştirdi. “Ne kadar da sertleşmişsin,” diye fısıldadı kulağıma. Cevap olarak sadece uzun, titrek bir inilti çıkardım. Eteğimi yukarı sıyırdı, parmakları külotumun kenarından içeri girdi. Zaten sırılsıklam ıslaktım. İki uzun parmağını birden içime soktuğunda bacaklarım titredi, dizlerim yumuşadı. Başparmağı klitorisime ritmik baskı yaparken parmakları içeri dışarı, kıvrılarak, o noktayı arayarak hareket etti. Duvara yaslanmış halde kalçalarımı onun eline doğru ittim, daha derine almaya çalıştım.
Dudakları göğüs uçlarıma kapandı. Dilini yavaşça dolaştırırken, emerek, dişlerini hafifçe geçirerek parmaklarını hızlandırdı. İçerideki o ıslak, şapırtılı ses koridorda yankılandı. Daha fazla dayanamadım. Bir elimi saçlarına gömdüm, diğerini pantolonunun önüne götürüp sertliğini avuçladım. Fermuarını indirdim, iç çamaşırını aşağı çektim. Kalın, sıcak, damarları belirgin, ucundan şimdiden sızmış. Avucumla sıvazladım, başını başparmağımla ovuşturdum, aşağı indirdim, tekrar yukarı çıkardım. O da boğuk bir inilti çıkardı, parmaklarını daha derin soktu, o şişmiş noktayı buldu ve kararlılıkla ovaladı.
Bir anda beni çevirdi, yüzümü soğuk duvara yasladı. Eteğimi tamamen yukarı çekti, külotumu dizlerime indirdi. Arkamdan yaklaştı, penisinin sıcak ucunu yarığıma sürttü, yukarı aşağı gezdirerek ıslaklığımı hissetti, bazen biraz sokup çıkardı, tahrik etti. “İçine almak istiyor musun?” diye sordu, sesi kısıık. “Evet… lütfen, hemen, bırak,” diye fısıldadım. Tek güçlü hamlede girdi. Doluluk hissi nefesimi kesti, gözlerim kapandı, ağzımdan uzun bir inilti kaçtı. Elleri kalçalarıma yapıştı, yavaş yavaş hareket etmeye başladı. Her girişte biraz daha derine gidiyor, döl yolumu geriyordu. Duvara yaslanmış halde inlemelerimi bastırmaya çalıştım ama başaramadım; seslerim boğuk boğuk, kesik kesik çıktı. Tempo gittikçe arttı. Kalçalarım her darbede sarsılıyor, göğüslerim duvara sürtünüyor, uçlarım acıtırcesine sertleşiyordu. Bir elini öne uzattı, klitorisimi hızlı hızlı, dairesel hareketlerle ovuşturmaya başladı. O anda her şey dağıldı. İçim şiddetle kasıldı, bacaklarım titredi, uzun ve sarsıcı bir orgazm dalgası sardı beni. O da ritmini bozmadan devam etti, ta ki kendi boşalmasına yaklaşana kadar. Son birkaç sert, derin, neredeyse acıtırcesine itişle içimde boşaldı; sıcaklığını, nabzını, her damlasını hissettim.
Ama gece daha yeni başlıyordu.
Beni kucağına alıp dar koridordan geçirerek yatak odasına taşıdı. Üzerimdeki kalan kıyafetleri yavaş yavaş, neredeyse sabırla çıkardı. Kendisi de tamamen soyundu. Vücudu kaslı, terli, teninin kokusu karışık bir arzu, erkek teri ve hafif bir kolonya kokusu. Üzerime eğildi, dudaklarımı uzun uzun öptü, dilini ağzıma soktu, emdi, ısırdı. Elleri her yerimi gezdi; göğüslerimi sıkıca kavradı, belimi sıvazladı, kalçalarımı avuçladı, bacaklarımın içini okşadı, tırnaklarını geçirdi. Sonra aşağı doğru indi. Bacaklarımı yavaşça iki yana açtı, dilini yarığıma dayadı. Önce yavaş, ısrarcı hareketlerle yaladı, dilinin tamamıyla. Klitorisimi emdi, dilinin ucuyla yokladı, sonra dilini mümkün olduğunca içime soktu, kıvırdı. Ellerim çarşafı kavradı, sırtım kavis yaptı, kalçalarım onun yüzüne doğru kalktı. İkinci orgazm çok daha hızlı geldi; inlerken ismini fısıldadım, parmaklarım saçlarına gömüldü. O ise durmadı. Dilini daha hızlı hareket ettirdi, iki parmağını tekrar içime soktu, o şişmiş, hassas noktayı bulup ritmik olarak ovaladı, bazen kıvırdı, bazen sertçe bastırdı. Vücudum sarsıldı, üçüncü bir dalga daha şiddetli geldi. Bu sefer daha uzun sürdü; kasıklarım seğirdi, nefesim kesildi, gözlerimin önü beyazladı, bacaklarım kontrolsüz titredi.
Kalkıp üzerime çıktı. Penisini tekrar sertleşmiş halde yarığıma sürttü, ıslaklığımı hissederek gezindirdi, ucuyla klitorisime bastırdı, sonra yavaşça, santim santim girdi. Bu sefer yüz yüze, göz göze. Her hareketinde kalçalarımı kaldırıp ona karşılık verdim, onu daha derine almaya çalıştım. Elleri göğüslerimi kavradı, parmakları uçlarımı sıkıştırıp çekiştirdi, bazen tırnaklarını geçirdi. Tempo yavaştan başladı, sonra hızlandı, sonra daha da hızlandı. Yatak ritmik olarak gıcırdadı, başımızın ucundaki komodin sarsıldı. Terimiz birbirine karıştı, tenimiz yapıştı, kaydı. Dudaklarımı ısırdı, boynumu emdi, omzumu ısırdı, mor izler bıraktı. “Daha sert… lütfen daha sert, bırak kendini,” diye yalvardım. O da öyle yaptı. Bacaklarımı omuzlarına aldı, neredeyse ikiye katladı, daha derine, daha sert, daha acımasızca indi. Her darbe içimde yankılanıyor, döl yolumu geriyor, rahmime çarpıyordu. Bir elini aramıza sokup klitorisimi hızla, sertçe ovuşturmaya başladı. Dördüncü orgazm yaklaşırken tırnaklarımı sırtına geçirdim, derin çizikler bıraktım, inlerken sesim kısıldı. O da boğuk boğuk inledi, ritmi bozuldu, birkaç güçlü, derin, sarsıcı itişten sonra tekrar içimde boşaldı; sıcak dalgalar halinde, nabız gibi atarak aktığını hissettim.
Bir süre öylece kaldık. Nefeslerimiz yavaş yavaş düzene girdi, kalp atışlarımız sakinleşti, terimiz soğudu. Sonra kalkıp beni dar banyoya götürdü. Duşun altında sıcak suyu açtı. Suyun altında vücudumu yavaş yavaş ovuşturdu, sabunladı, her yerimi. Elleri göğüslerimi, kalçalarımı, bacaklarımın arasını gezdi, parmakları yine kaydı. Sonra tekrar parmaklarını içime soktu. Ayakta, sıcak suyun altında, ıslak fayansa yaslanmış halde beni parmaklarıyla yavaş yavaş, sonra hızlanarak boşalttı. Dizlerim titredi, neredeyse yere yığılacaktım. O da arkamdan yaklaştı, penisini kalçalarıma, yarığıma sürttü, sonra tekrar girdi. Islak tenimizin şapırtılı, kaygan sesi banyoda yankılandı. Bu sefer daha yavaş, daha derin, daha kontrollü. Bir eliyle ıslak saçlarımı tuttu, hafifçe çekti, diğer eliyle belimi kavradı, bazen kalçama şaplak indirdi. Su yüzümüze, göğüslerimize, birleştiğimiz yere akarken inlemelerimiz birbirine karıştı. Beşinci orgazm geldiğinde bacaklarım tamamen güçsüz kaldı; onu içimde sıkarken inledim. O da peşinden boşaldı, sarsılarak, dişlerini omzuma geçirerek.
Havlularla kurulandıktan sonra yatağa döndük. Yanıma uzandı, parmakları karın deliğimde, göğüs uçlarımda, klitorisimde gezinirken alçak sesle konuşmaya başladı. “Yarın yine gel. Daha erken gel. Bu sefer sabaha kadar kal.” Cevap olarak sadece gülümsedim, elimi aşağı indirip onu tekrar sertleştirmeye başladım, avucumla, sonra parmaklarımla, sonra dilimle. Bu sefer ben üstteydim. Üzerine çıktım, yavaşça, santim santim içine oturdum, onu tamamen alana kadar. Kalçalarımı ileri geri, dairesel, bazen sadece yukarı aşağı hareket ettirdim, ellerimi geniş göğsüne dayadım. O ise elleriyle kalçalarımı kavradı, bazen kaldırıp indirdi, bazen sıkıca tutup kendi temposunu dayattı. Tempo yavaştan hızlandı. Göğüslerim her zıplayışta sarsılıyor, uçlarım titriyor, acıtırcesine sertleşiyordu. Eğilip dudaklarını öptüm, dilimi ağzına soktum, emdim, sonra doğruldum, daha hızlı, daha sert, daha derin zıplamaya başladım. O da kalçalarını yukarı kaldırarak bana karşılık verdi, daha derine girmeye çalıştı, bazen tutup indirdi. Altıncı orgazm yaklaşırken içim şiddetle kasıldı, onu sıktım, titrettim. O da uzun bir inilti çıkardı, elleriyle belimi sıkıca tuttu, birkaç güçlü, yukarı doğru, sarsıcı hareketten sonra tekrar boşaldı; içimde nabız gibi attığını, sıcaklığını bir kez daha hissettim.
Gece boyunca defalarca birbirimize dokunduk. Bazen yavaş, uzun, ıslak öpüşmelerle, tenimizi yalaya yalaya, her santimini öperek; bazen aceleci, neredeyse vahşi, nefes nefese, tırnak tırnağa. Bir ara beni yüzüstü yatırdı, yastıkları karnımın altına koydu, kalçalarımı yükseltti, arkamdan girdi. Bir elini saçlarıma doladı, hafifçe ama kararlılıkla çekti, diğer eliyle kalçama şaplak indirdi, iz bıraktı. Her şaplakta inledim, daha fazla istedim, kalçalarımı geriye doğru ittim, onu daha derine aldım. Tempo o kadar arttı ki yatak gıcırdarken, başımızın ucundaki komodin sarsılırken, duvar bile titreşirken korktum komşular duyar diye… ama o an umurumda değildi. Yedinci orgazm geldiğinde çığlık gibi bir ses çıktı ağzımdan, yüzümü yastığa gömdüm, parmaklarım çarşafı yırtarcasına kavradı. O da peşinden geldi, içimde titreye titreye, boğuk boğuk inleyerek, dişlerini sırtıma geçirerek boşaldı.
Sabaha karşı ikimiz de yorgun düştük. Kolları arasında, terli tenimiz birbirine yapışmış, nefeslerimiz birbirine karışmış, bacaklarım hâlâ titrer halde kısa bir uyku tuttum. Rüyamda bile o dokunuşları, o doluluk hissini, o ıslak şapırtılı sesleri, o boğuk iniltileri yaşadım. Sabah gün ışığı perdelerin arasından süzülürken uyandığımda o hâlâ uyanıktı; parmakları bacağımın içinde, yarığımın kenarında, klitorisimde geziniyordu. “Bir kez daha,” diye fısıldadı kulağıma, sesi uykulu ama istekli. Gözlerimi bile tamamen açmadan bacaklarımı açtım, ona yer verdim. Dilini tekrar yarığıma dayadı, yavaş yavaş, uykulu ama ısrarcı hareketlerle yaladı, emdi. Uykunun verdiği yumuşaklıkla bile vücudum hemen tepki verdi, yeniden ıslandı, şişti. Klitorisimi emdi, dilinin ucuyla yokladı, iki parmağını soktu, o şişmiş noktayı bulup ritmik ovaladı, bazen kıvırdı. Sekizinci orgazm yumuşak ama uzun sürdü; kasıklarım seğirdi, parmaklarım saçlarına gömüldü, kalçalarım onun yüzüne doğru kalktı. Sonra üzerine çıktı, yavaşça girdi, bu sefer hiç acele etmeden, her santimini, her damarımı, her nabzını hissederek. Göz göze, alın alına, nefes nefese, terimiz yeniden birbirine karışarak. Son boşalmamız birlikte geldi; içim kasılırken o da içimde titreydi, sıcaklığını bir kez daha, yavaş yavaş bıraktı.
Güneş Halkalı’nın geniş caddelerine vururken yataktan zor bela kalktık. Duşta birbirimizi tekrar yıkadık, bu sefer daha sakin, ama ellerimiz yine kaydı, yine dokundu, yine kışkırttı. Mutfakta ayaküstü kahve içerken bakışlarımız hâlâ o geceyi, o ıslak çarşafları, o boğuk iniltileri, o derin dolulukları taşıyordu. Kapıda vedalaşırken elleri belime sarıldı, beni sertçe kendine çekti, dudaklarımı uzun, derin ve sahiplenici bir şekilde öptü. “Yarın aynı saatte. Bu sefer gecele. Sabaha kadar.” Ben de başımı salladım, kapıdan çıkarken bacaklarımdaki o tatlı, derin, sızlayan boşalmışlık hissini, içimdeki o sıcak hatırayı hâlâ taşıyordum.
Halkalı’nın kalabalık, tozlu sokaklarında yürürken aklım hâlâ odadaki o şapırtılı seslerde, o sert ve yumuşak dokunuşlarda, o kesintisiz, doyumsuz arzuda kaldı. Akşam tekrar gelecektim. Ve bu sefer sabaha kadar, bitirene, tükenene kadar kalacaktım.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...