Güngören’in kalabalık caddelerinden biraz içeriye, loş bir ara sokağa saptığında, Güngören Sarışın adındaki kadın yavaş adımlarla yürüyordu. Uzun, parlak altın sarısı saçları rüzgârda savruluyor, sıkı siyah elbisesi vücudunun her kıvrımını belli ediyordu. Göğüsleri dolgun ve dik, kumaşın altında her adımda hafifçe sallanıyor, kalçaları yuvarlak ve dolgun bir şekilde hareket ediyordu. Gözleri o keskin yeşil bakışlarıyla etrafı tararken, dudakları hafif aralanmış, sanki bir şeyler fısıldıyordu.Birkaç adım sonra eski bir binanın girişine gelen Güngören Sarışın, kapıyı araladı. İçerisi loştu; sadece merdiven boşluğundaki zayıf sarı ışık yanıyordu. Elbisesinin dekoltesi memelerinin üst kısmını açıkça gösteriyor, meme uçları serin havada çoktan sertleşmişti. O an, merdivenlerin başında bir adam belirdi. Genç, geniş omuzlu, koyu tenli… Gözleri doğrudan Güngören’in üzerindeydi.Adam yaklaştı. “Sen… bu mahalleden misin?” diye sordu alçak bir sesle. Kadın gülümsedi, sesi boğuk çıktı: “Evet. Güngören Sarışın.” İsmini söylerken dilinin ucunda bir tutku kıpırdanıyordu. Adam elini uzattı, parmakları Güngören’in beline değdiğinde elektrik gibi bir akım geçti aralarından. “Bu saatte… yalnız mısın?” Güngören cevap vermek yerine adamın elini tuttu ve kendine doğru çekti.Dudakları birbirine değdi. İlk öpücük yavaştı; dil ucu dil ucuna dokundu, sonra ağızlar açıldı, diller sardı birbirini. Adamın teninin sıcaklığı, Güngören’in hafif ter ve parfüm kokusuyla karıştı. Eller hızla hareket etti. Adam, Güngören’in elbisesinin fermuarını indirdi. Siyah kumaş omuzlarından kaydı, göğüsleri serbest kaldı. Dolgun, pembe uçlu memeler loş ışıkta parlıyordu. Adam eğildi, bir memeyi ağzına aldı. Dili yavaşça daireler çizdi, emdi, dişleriyle hafifçe ısırdı. Güngören başını geriye attı, boğuk bir inilti kaçtı: “Ahh… daha sert em.”Adamın eli elbisesinin eteklerinden içeri süzüldü. Parmakları ıslak dantel külota ulaştı. Kumaşı kenara çekti, sıcacık, kaygan yarığı buldu. Orta parmağı yavaşça içeri girdi. Güngören’in dizleri titredi. “Daha derine… lütfen…” diye fısıldadı. Adam ikinci parmağını da ekledi, başparmağıyla klitorisine baskı yapmaya başladı. Ritim yavaş ama derin ilerliyordu. Güngören’in kalçaları o parmaklara doğru kıvrılıyor, inlemeleri yükseliyordu.Adam aniden diz çöktü. Güngören’in elbisesini tamamen sıyırdı, külotunu indirdi. Kadın artık tamamen çıplaktı. Adam bacaklarını ayırdı ve dilini yarıklarına dayadı. Uzun, ıslak yalamalar… Klitorisi etrafında daireler, sonra içeri dalan dil. Güngören’in elleri adamın saçlarına gömüldü. “Orası… evet, tam orası…” diye inliyordu. Bacakları titriyor, kalçaları ileri geri sallanıyordu. Adam emerek, yalayarak, parmaklarıyla destekleyerek devam etti. Güngören’in nefesi hızlandı. Bir anda bütün vücudu gerildi, bir dalga gibi orgazm geldi. Bacakları sarsıldı, yüksek bir inilti koptu, suları adamın diline aktı.Henüz bitmemişti. Güngören adamı ayağa kaldırdı, pantolonunu açtı. Kalın, sert sik eline düştü. Parmakları etrafını sardı, yavaşça sıvazladı. Başını eğdi, dilini ucuna değdirdi, sonra ağzını açıp içine aldı. Derinlere doğru indi, boğazına kadar. Adam inledi, elleri Güngören’in saçlarına dolandı. “Ağzın… çok sıcak, çok ıslak…” dedi. Güngören emerek, dilini oynatarak, tükürüğünü salarak yaladı. Zaman zaman çıkarıp eliyle sıvazladı, başını yaladı, sonra tekrar yuttu. Adamın kalçaları hafifçe ileri gidiyordu ama tempo Güngören’in kontrolündeydi.Sonunda Güngören ayağa kalktı. Adamı merdiven basamağına oturttu, kendisi de üzerine çıktı. Bacaklarını açtı, ıslak yarığını sikin ucuna yerleştirdi. Yavaşça indi. İlk santimler, o doluluk hissi… Sonra daha derine, ta köküne kadar. İkisi de aynı anda nefes verdi. Güngören kalçalarını oynatmaya başladı. Yukarı aşağı, yavaş, derin. Göğüsleri sallanıyor, meme uçları adamın göğsüne sürtünüyordu. Adam elleriyle Güngören’in kalçalarını kavradı, onu daha hızlı hareket ettirdi.Ritim arttı. Güngören’in inlemeleri daha yüksek çıkıyordu. “Daha sert… vur beni…” dedi. Adam bir hamlede pozisyonu değiştirdi. Güngören’i döndürdü, ellerini duvara koydurdu, arkadan girdi. Derin, güçlü vuruşlar. Her girişte Güngören’in kalçaları sarsılıyor, göğüsleri sallanıyordu. Adam bir eliyle belini tutuyor, diğer eliyle klitorisine ulaşıyordu. Parmakları orada daireler çiziyor, aynı anda sikini içeri sokuyordu. Güngören’in sesi neredeyse çığlığa dönüşmüştü. “Evet… orası… daha derine…”Bir süre böyle devam ettiler. Sonra adam Güngören’i tekrar çevirdi, kucağına aldı. Ayakta, Güngören’in bacakları adamın beline sarılı, duvara yaslanmış vaziyette. Derin, hızlı, ritmik. Her vuruşta Güngören’in sırtı duvara sürtünüyor ama acı zevke karışıyordu. Adam boynunu öptü, ısırdı, dilini kulağına sürdü. “Boşal… benimle birlikte boşal…” diye fısıldadı.Güngören’in ikinci orgazmı daha şiddetli geldi. Vücudu sarsıldı, kasları sıkı sıkı sardı adamın sikini, suları aktı. Adam da o anda boşaldı. Sıcak, yoğun menisi Güngören’in içine aktı, taştı, bacaklarından aşağı süzüldü. İkisi de nefes nefese, birbirine yaslanmış kaldı. Kalpleri aynı ritimde atıyordu.Bir süre sonra merdiven basamaklarına oturdular. Güngören başını adamın omzuna koydu. Elleri hâlâ tembel tembel birbirinin vücudunu okşuyordu. Adam Güngören’in meme ucunu parmaklarının arasında ezip oynattı. “Daha bitmedik…” dedi. Güngören gülümsedi, elini adamın yine sertleşmeye başlayan sikine götürdü. “Hayır… bitmedik.”Bu kez daha yavaş başladılar. Güngören adamı sırtüstü yatırdı. Üzerine çıktı, siki yeniden içine aldı. Yavaş, dalgalanan hareketlerle sallanmaya başladı. Göğüsleri adamın yüzüne yaklaştı. Adam onları emdi, ısırdı. Güngören’in kalçaları daireler çizerek hareket ediyordu. İçindeki doluluk her inişte daha da derinleşiyordu. Adam ellerini Güngören’in kalçalarına koydu, parmaklarını arasına soktu, anüsüne hafifçe bastırdı. Güngören inledi, temposunu artırdı.Sonra pozisyon değişti yine. Adam Güngören’i yüzüstü yatırdı, kalçalarını kaldırdı. Arkadan girdi, bu sefer daha da derine. Bir eliyle saçlarını tuttu, hafifçe çekti. Diğer eliyle kalçasını şaplakladı. Ses merdiven boşluğuna yayıldı. Güngören her şaplakta biraz daha ıslanıyor, inlemeleri artıyordu. “Daha sert vur… şaplakla beni…” dedi. Adam hem sikiyle hem eliyle ritmi yükseltti. Derin vuruşlar, şaplaklar, saç çekmeleri… Güngören üçüncü kez boşaldı. Bütün vücudu kasıldı, yüzünü basamağa gömdü, iniltisi boğuk çıktı.Adam da hemen ardından boşaldı. Sıcak meni yine Güngören’in içine aktı. İkisi de yorgun, tatmin olmuş, yan yana uzandılar. Gece iyice ilerlemişti. Güngören yanındaki adamın göğsüne elini koydu. Parmakları yavaşça karın bölgesine indi, yine sertleşen siki buldu. “Bir kez daha…” diye fısıldadı.Adam gülümsedi, Güngören’i üzerine çekti. Bu sefer yan yana, bacaklar birbirine dolanmış, yavaş ve derin bir şekilde seviştiler. Öpüşmeler uzun sürdü. Diller, dudaklar, dişler… Eller her yeri okşadı. Meme uçları, klitoris, sik başı… Her nokta hassaslaşmıştı. Ritim neredeyse meditasyon gibiydi. Derin nefesler, yavaş inlemeler, uzun öpücükler. Son boşalmaları en yoğun olanı oldu. Güngören’in vücudu sarsıldı, adamınki de. Birlikte, aynı anda, uzun uzun boşaldılar.Sonra sessizlik. Sadece uzaktan gelen şehir sesleri ve nefesler. Güngören başını adamın göğsüne yasladı. Saçları onun tenine yayılmıştı. Adam parmaklarını Güngören’in sırtında gezdiriyordu. “Güngören Sarışın…” diye fısıldadı. “Bu geceyi unutmayacağım.”Güngören gülümsedi, gözlerini kapattı. Vücudu hâlâ titriyordu. İçinde adamın sıvısı hâlâ sıcaktı. Elleri tembel tembel birbirinin teninde dolaşıyordu. Zaman zaman öpüşüyor, zaman zaman sadece bakışıyorlardı. Gece ilerledikçe arzuları yeniden alevlendi. Ama bu sefer daha yumuşak, daha uzun, daha derin. Her dokunuş, her öpücük, her giriş sanki sonsuza kadar sürecekmiş gibiydi.Güngören adamın sikini yeniden eline aldı, ağzına götürdü. Yavaş yavaş emdi, dilini doladı, boğazına kadar indirdi. Adam inliyor, kalçalarını hafifçe kaldırıyordu. Sonra Güngören üzerine çıktı yine. Bu kez ters oturdu, sırtını adama dönerek. Kalçalarını salladı, siki derinlere aldı. Adam elleriyle kalçalarını kavradı, ritmi yönetti. Güngören’in göğüsleri öne doğru sallanıyordu. Her inişte bir inilti. Her çıkışta bir özlem.Saatler geçti. Kaç kez seviştiklerini sayamadılar. Her seferinde biraz daha yavaş, biraz daha yoğun. Bazen sadece parmaklar, bazen dil, bazen tüm vücut. Güngören’in vücudu her dokunuşa açılmıştı. Meme uçları sürekli sert, yarıkları sürekli ıslak, teni sürekli titrek. Adam da aynı şekilde. Sik sürekli hazır, elleri sürekli keşfedici.Sonunda şafak sökmeden hemen önce yan yana uzanıp dinlendiler. Güngören’in başı adamın kolundaydı. Parmakları birbirinin eline kenetlenmişti. Hava serinlemişti. Güngören gözlerini açtı, merdiven boşluğunun tavanına baktı. “Bir daha geleceğim buraya…” dedi yavaşça. Adam onu öptü. “Ben de.”O gece Güngören’in loş ara sokağındaki merdivenlerinde, iki beden tutkuyla birbirine karışmıştı. Her dokunuş, her inilti, her boşalma o anı sonsuz kılıyordu. Güngören Sarışın, o adamın kollarında, vücudunun her hücresiyle hissettiği o yoğunluğu uzun süre unutamayacaktı.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece fa...
Samandıra’nın gece serinliği caddeye yayılırken, sarı saçlı kadın sitenin merdivenlerini çıkıyordu. Uzaktan gelen araba sesl...
Şile Sarışın, sarı saçları deniz rüzgârıyla hafifçe savrulurken sahil evinin merdivenlerini çıkıyordu. Şile’nin kumsallarınd...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...