Çekmeköy’ün kenar mahallelerindeki ıssız orman yolunda, akşamüstü güneşi ağaçların arasından süzülürken, kalbim ansızın hızlandı. Nemli toprak kokusu burnuma doluyor, ince kazakımın yakası rüzgârla oynamıştı; çünkü yarım saat önce Çekmeköy’ün o sakin patikasında bisikletlerimizin çarpıştığı an hâlâ tenimde titreşiyordu. Birkaç cümle sonra aynı isim dilime yapıştı: Çekmeköy… Bu semt, yalnızca yeni yapılan sitelerin ve yeşil alanların olduğu bir yer değil, bedenimin ve arzularımın beklenmedik, vahşi bir şekilde uyanış noktasıydı.Adı Onur’du. Bisikletinden inmiş, özür dilerken gülümseyen, geniş omuzlu, koyu saçlı bir adamdı. “Dikkat etmedim,” demişti, nefesi biraz kesik. “Zararı yok,” diye cevap vermiştim, “ama Çekmeköy’ün bu yollarını hiç bilmiyordum.” Konuşma uzamış, birlikte yürümüştük. Şimdi, ormanın daha derin bir açıklığında, kimsenin geçmediği bir noktada yan yanaydık.Onur durdu, beni bir meşe ağacına yasladı. Öpücüğü yavaş değil, direkt ve açtı. Dilini dilime doladı, elleri kazağımı yukarı sıyırdı, sütyenimin üzerinden göğüslerimi sıktı. “Burada, bu sessizlikte,” fısıldadı, “kimse duymaz.” Parmakları pantolonumun düğmesini çözdü, içeri girdi, ıslaklığıma ulaştı. “Bu kadar mı ıslandın daha şimdiden?” diye mırıldandı, iki parmağını birden sokarak yavaş yavaş hareket ettirdi.Dizlerimin üzerine çöktüm. Onun pantolonunu indirdim, sertliğini avuçladım. Başını dilimle yaladım, sonra yavaş yavaş ağzıma aldım. Boğazıma kadar indirdim, geri çekildim, tekrar indirdim. Onur’un parmakları saçlarıma gömüldü, kalçalarını ileri itti. Toprak ve çam kokusu tenimize karışırken, tükürüğüm çeneme aktı. “Daha derine… Çekmeköy’ün ormanı duysun,” dedi, sesi boğuk. İtaat ettim, her itişte boğazım daraldı, gözlerim doldu ama bırakmadım.Beni kaldırdı, yumuşak toprağın üzerine yatırdı. Üzerime çıktı, bacaklarımı ayırdı, sertliğini ıslaklığıma sürttü. Tek hamlede girdi. Derin ve doluydu. İnledim, sesim yapraklara karıştı. Elleri kalçalarımı kavradı, ritmi yavaş başladı, sonra sertleşti. Her vuruşta toprak tenime yapışıyor, bedenlerimiz ıslak ıslak çarpışıyordu. Bir eliyle klitorisime bastırdı, daireler çizdi. Orgazm ani geldi, kaslarım kasıldı, etrafını sıktı. Onur da peşimden boşaldı, sıcaklığını içime bırakırken inledi.Ama bitmedi. Kalkıp ormanın daha loş bir köşesine, eski bir ahşap bankın yanına geçtik. Orada, banka eğilerek, arkadan girdi. Bir eliyle saçlarımı çekti, diğer eliyle göğsümü sıktı. “Eğil,” dedi, “daha derin olsun.” Bağırdım. Her vuruş daha derindi, kalçalarım onun kasıklarına çarpıyordu. İkinci orgazmım geldiğinde bacaklarım titredi, banka tutundum. Onur beni çevirdi, dizlerimin üzerine çöktürdü, dilini bacaklarımın arasına indirdi. Yaladı, emdi, parmaklarını tekrar soktu. Üçüncü kez boşaldım, çığlığım ağaçlarda yankılandı.Gece çöktü. Yakındaki küçük bir kır evine (onun yazlık gibi kullandığı yerdi) geçtik. Şöminenin önünde, kalın bir halının üzerinde, bu sefer yavaş ve uzun. Onur her santimimi öptü: boynumu, göğüslerimi, karnımı, kalçalarımı, bacaklarımın içini. Dilini tekrar kullandı, ta ki dördüncü kez boşalana kadar. Sonra üstüme çıktı, yüz yüze girdi. Göz göze, nefes nefese. Ellerimi başımın üzerine sabitledi, ritmi değiştirdi: yavaş, hızlı, derin, yüzeysel. “Söyle,” dedi, “ne istiyorsun.” “Daha sert… ve bırakma,” diye yalvardım. İtaat etti. Beşinci orgazmımda gözyaşlarım aktı, zevkten.Sabahleyin, şöminenin sönmüş külleri yanında uyandık. Onur uyanmadan önce onu uyandırdım: ağzımla, dilimle, ellerimle. Gözlerini açtığında gülümsedi, beni üzerine çekti. Üstüne oturdum, yavaş yavaş indim. Kalçalarımı salladım, göğüslerim sarsıldı. Elleri belimi kavradı, beni yukarı kaldırıp indirdi. “Daha hızlı,” diye emretti. Hızlandım. Orgazm geldiğinde birbirimizi sıktık, nefesimiz kesildi. Dışarıda Çekmeköy’ün ormanı uyanıyordu.Günler farklı geçti. Bir gün yağmur yağdı. Ormanın içinde, ağaçların altında, yağmurun altında seviştik. Elbiselerimiz sırılsıklam olmuştu, tenimiz yapış yapıştı. Onur beni bir ağaca yasladı, pantolonunu indirdi, girdi. Yağmur yüzümüze çarparken ritmi sertti. “Islak ıslak,” diye mırıldandı. Boşaldık, güldük, tekrar başladık.Başka bir gece, evin arka bahçesinde, ay ışığında. Kimse yoktu. Battaniyenin üzerinde, yavaşça salındık. Onur beni çevirdi, bacaklarımı omuzlarına aldı, derinlemesine girdi. “Seni burada, bu sessizlikte istiyorum,” dedi. Orgazmımız rüzgârın sesine karıştı.Bir akşam, onun arabasında, Çekmeköy’ün arka yollarında. Arka koltukta, dar alanda, zorla sığarak seviştik. Ellerim cama dayandı, o arkadan girdi, bir eliyle ağzımı kapattı. “Sessiz ol,” dedi, ama inlemelerim kaçtı. Orgazm ani ve şiddetliydi.Hafta sonuna doğru, duygular da karışmıştı. Yatağın üzerinde, yavaş ve uzun bir gece geçirdik. Onur her dokunuşunda ismimi fısıldadı, ben de onunkini. Orgazmlar artık sadece bedensel değil, daha derin geliyordu. Son gece, pencereden ormanın karanlığını izlerken, o içimdeyken fısıldadı: “Kal. Bir süre daha.”Ayrılma sabahı geldiğinde, çantamı toplarken arkamdan sarıldı. “Son bir kez,” dedi. Yatağa düştük. Bu sefer hem sert hem yumuşak. Her giriş veda gibiydi. Orgazm geldiğinde gözyaşlarım aktı. Onur içimde boşalırken adımı ve Çekmeköy’ü fısıldadı. “Buraya tekrar gel. Seni bekleyeceğim.”Minibüse binerken pencereden ağaçları, yolları, site ışıklarını izledim. Kalbim hâlâ o ritimde atıyordu. Çekmeköy… yalnızca bir semt değil, bedenimin ve kalbimin bir anda vahşileştiği, her gece rüyama giren bir ateşti. Ve biliyordum ki bir gün tekrar dönecektim. Çünkü orada, o orman yolunda, o yağmurda, o şömine başında, Onur’un ellerinde, dilinde, içinde… kendimi kaybetmiş ve yeniden bulmuştum.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece fa...
Samandıra’nın gece serinliği caddeye yayılırken, sarı saçlı kadın sitenin merdivenlerini çıkıyordu. Uzaktan gelen araba sesl...
Şile Sarışın, sarı saçları deniz rüzgârıyla hafifçe savrulurken sahil evinin merdivenlerini çıkıyordu. Şile’nin kumsallarınd...