Caferağa’nın dar, yokuşlu sokaklarında akşamüstü rüzgârı eserken, eski apartmanların arasından süzülen ışıklar kaldırıma düşüyordu. Yağmur yeni dinmişti; ıslak taşlar ayaklarının altında hafifçe parlıyordu. Caferağa her zaman böyleydi: biraz gürültülü, biraz mahrem, her köşesinde bir sır saklayan bir mahalle.Kapı zilini çaldığımda kalbim hızlı atıyordu. Elinde bir şişe şarapla açtı kapıyı. Siyah saçları omuzlarına dağılmış, üzerinde ince, koyu yeşil bir elbise vardı; yakası göğüslerinin başlangıcını belli belirsiz gösteriyordu. Gözlerimiz buluştuğunda gülümsedi.“Gel içeri,” dedi alçak sesle. “Seni bekliyordum.”Evi küçük ama sıcacıktı. Mutfakta iki kadeh koydu, şarabı açtı. Pencereden Caferağa’nın akşam sesleri geliyordu: uzak bir ezan, çocuk sesleri, bir motosikletin vınlaması. Konuşmaya başladık. Adının Deniz olduğunu zaten biliyordum; birkaç haftadır aynı kafede görüyorduk birbirimizi. Bu sefer sonunda cesaret etmiştim.Şarap yavaş yavaş içimizi ısıttı. Deniz koltuğa oturduğunda elbisesinin yırtmacı bacağını ortaya çıkardı. Parmaklarım istemsizce kadehime sıkıca sarıldı. O fark etti. Gözlerini kısarak bana baktı, sonra yavaşça yaklaştı. Dudakları önce şarap tadında, sonra daha derin, daha ısrarcı oldu. Dilimiz birbirine dolandığında her şey hızlandı.Ellerim beline kaydı. Elbisesinin fermuarını yavaşça indirdim. Kumaş omuzlarından kaydı, siyah dantel sütyeni ortaya çıktı. Öptüm boynunu, kulak memesini, köprücük kemiğini. Deniz’in nefesleri kesik kesik çıkıyordu. Sütyenini açtığımda göğüsleri avuçlarıma doldu; uçları çoktan sertleşmişti. Ağzımı birine götürdüm, dilimle yavaşça daireler çizdim. Diğer elimi eteğinin altına soktum. Külotu çoktan ıslanmıştı.Parmaklarım kumaşın üzerinden kayarak dudaklarının arasına ulaştı. Deniz bacaklarını biraz açtı. Bir parmağımı yavaşça içeri soktum, sonra ikincisini. Islak ve sıcaktı. Ritmi yavaş tuttum, başparmağımla klitorisini okşadım. Deniz başını koltuğun arkasına yasladı, inlemeleri boğuk çıktı.“Yatağa gidelim,” diye fısıldadı.Kalkıp elini tuttum. Yatak odası küçük, loş ışıklıydı. Perdeler yarı açıktı; Caferağa’nın sokak lambaları içeri sızıyordu. Deniz’i yatağa yatırdım, elbisesini tamamen çıkardım. Külotunu indirdim. Bacaklarını ayırdım ve dizlerimin üzerine çöktüm. Dilimi dudaklarının arasına götürdüm. Tatlı, tuzlu, yoğun bir lezzet. Klitorisini yavaşça emdim, dilimle yukarı aşağı gezdirdim. Parmaklarımı tekrar içine soktum, bu sefer daha hızlı. Deniz’in elleri saçlarıma gömüldü, kalçalarını yüzüme doğru kaldırdı. Birkaç dakika içinde bacakları titremeye başladı. Boğuk bir inlemeyle boşaldı; suları dilimde eridi.Hâlâ nefes nefese yatarken pantolonumu ve boxerımı indirdim. Sikim sertleşmiş, zonkluyordu. Deniz oturdu, eline aldı, yavaşça sıvazladı. Sonra eğilip dudaklarının arasına aldı. Sıcak ağzı etrafımı sardığında gözlerimi kapadım. Dili başımın etrafında daireler çiziyor, bir yandan da aşağı iniyordu. Boğazına doğru ittiğinde nefesini tuttu, gözleri yaşardı ama bırakmadı. Bir eliyle taşaklarımı okşarken diğer eliyle kendi göğsünü sıkıyordu. Tükürüğü sikimin üzerinde parlıyordu.Daha fazla dayanamadım. Onu sırtüstü yatırdım, bacaklarını omuzlarıma aldım ve yavaşça içine girdim. Sıkı, sıcak duvarları beni sıktı. Tamamen yerleştiğimde ikimiz de bir an hareketsiz kaldık. Sonra kalçalarımı hareket ettirmeye başladım. Derin, yavaş vuruşlar. Her girişte Deniz inliyordu. Göğüslerini avuçladım, uçlarını parmaklarımın arasında sıkıştırdım.Tempo yavaş yavaş arttı. Yatak gıcırdıyordu. Deniz’in tırnakları sırtıma gömüldü. “Daha sert… lütfen,” diye fısıldadı. İtaat ettim. Kalçalarımı daha güçlü savurdum, her seferinde dibine kadar. Bir elimi aşağı indirdim, klitorisini ovdum. Kısa sürede tekrar kasılmaya başladı. İçinde sıkışırken ben de hızımı arttırdım. Son birkaç vuruşta kontrolümü kaybettim. İçine boşaldım; sıcak sıvı taşarken ikimiz de nefes nefese kaldık.Bir süre birbirimize sarılarak yattık. Deniz’in başı göğsümdeydi, parmakları karnımda dolaşıyordu. Pencereden Caferağa’nın gece sesleri hâlâ geliyordu. Bir süre sonra tekrar hareketlendi. Bu sefer üzerime çıktı. Sikimi eline alıp yarı sert halinden tekrar sertleştirdi, sonra yavaşça üzerine oturdu. İçine aldığında başını geriye attı, gözleri yarı kapalı. Kalçalarını hareket ettirmeye başladı; önce yavaş, daireler çizerek, sonra daha hızlı. Göğüsleri her iniş-çıkışta sallanıyordu. Ellerimi beline koydum, onu yönlendirdim. Bazen öne eğilip dudaklarımı buluyordu, bazen tamamen dikleşip kendi ritmini yakalıyordu.Bu pozisyonda daha derin hissediyordum. Deniz’in duvarları her inişte beni sıkıyordu. Bir eliyle kendi klitorisini ovarken diğer eliyle göğsünü sıkıyordu. İnlemeleri odada yankılanıyordu. Ben de kalçalarımı yukarı doğru iterek ona eşlik ettim. Tempo iyice arttığında Deniz tekrar boşaldı; bu sefer daha şiddetli, daha uzun. İçinde kasılırken ben de ikinci kez boşaldım.Yorgun düşmüştük ama henüz bitmemişti. Banyoya gittik. Duşun altında sıcak su tenimizden akarken tekrar öpüşmeye başladık. Ellerim kalçalarına kaydı, onu duvara yasladım. Bacağını kaldırdım ve tekrar içine girdim. Ayakta, yavaş ve derin. Su saçlarımızdan akıyor, inlemelerimiz duş sesine karışıyordu. Deniz’in sırtı fayanslara yaslanmış, bacakları titriyordu. Bu sefer daha uzun sürdü. Sonunda ikimiz de tekrar boşaldık; bu kez daha yumuşak, daha derin bir hazla.Yatağa döndüğümüzde saat epey ilerlemişti. Deniz yanımda kıvrılmıştı. Parmağımla saçlarını okşarken aklımdan geçenleri düşündüm. Bu gece rastlantısal başlamıştı ama bitmeyecek gibi hissediyordum.Sabaha karşı tekrar uyandık. Deniz beni uyandırdı; ağzı sikimin etrafındaydı, yavaşça emiyordu. Gözlerimi açtığımda gülümsedi. “Günaydın,” dedi boğuk sesle. Sonra tekrar işine döndü. Ben de onu çektim, altına aldım. Bu sefer yüzüstü yatırdım. Kalçalarını kaldırdım ve arkadan girdim. Derin ve sert. Deniz yastığa yüzünü gömmüş, inliyordu. Bir elimle belini tutarken diğer elimle saçlarını yakaladım. Tempo gittikçe sertleşti. Odada sadece ten sesleri ve boğuk inlemeler vardı. Deniz bir kez daha boşaldığında ben de peşinden gittim.Gün ışığı odaya sızmaya başladığında hâlâ birbirimize dolanmıştık. Kahvaltı bile etmeden tekrar seviştik; bu sefer daha yavaş, daha duygusal. Ellerimiz, dudaklarımız, dillerimiz… Her yerimizi keşfettik. Deniz’in boynundaki küçük beni öptüm, göğüslerinin altındaki yumuşak deriyi dilimle gezdım. O da benim vücudumu aynı dikkatle inceledi. Öğlene doğru yorgun düştük.Öğleden sonra dışarı çıktık. Caferağa’nın sokakları kalabalıktı. Yan yana yürüdük, ellerimiz kenetlenmişti. Sahile indik, denizi seyrettik. Akşam tekrar onun evine döndük. Bu sefer daha hazırlıklıydık. Deniz mumları yaktı, şarap açtı. Koltukta otururken birbirimizi öpmeye başladık. Bardaklar yere düştü. Deniz’i koltuğa yatırdım, bacaklarını ayırdım. Dilimle onu tekrar tatmin ettim, ta ki bacakları titreyene, sesi kısılana kadar. Sonra onu ters çevirdim, dizlerinin üzerine getirdim. Arkadan girdim, bir elimle göğsünü sıkıp diğer elimle klitorisini ovdum. Deniz’in inlemeleri bütün evi dolduruyordu. Bu pozisyonda uzun süre kaldık. Bazen yavaş, bazen hızlı. Deniz birkaç kez üst üste boşaldı. Ben de sonunda kendimi bıraktım.Gece boyunca ara ara uyanıp tekrar birbirimize sarıldık. Bir ara Deniz beni bağladı. Bileklerimi yatağın başlığına sabitledi, sonra yavaş yavaş işkence etti: dilini, parmaklarını, sıcak nefesini kullanarak beni çıldırttı. Neredeyse boşalacağım anda durdu, gülümsedi. “Henüz değil.” Sonra üzerine oturdu, kontrol tamamen onda kaldı. Kalçalarını hareket ettirirken gözlerimin içine bakıyordu. O gece en yoğun boşalmalarımızdan birini yaşadık.Başka bir gece mutfakta başladık. Tezgâhın üzerine kaldırdım onu, bacaklarını belime doladım. Sert ve hızlı seviştik. Sonra yere indirdik, soğuk mutfak karosunda devam ettik. Her yüzeyi, her köşeyi kullandık. Caferağa’nın o eski apartmanında seslerimiz bazen komşulara kadar gidiyordu ama umurumuzda değildi.Haftalar geçti. İlişkimiz sadece bedensel olmaktan çıktı. Sabahları birlikte kahve içiyor, akşamları uzun yürüyüşler yapıyorduk. Ama her gecenin sonunda mutlaka birbirimizi istiyorduk. Bir akşam Deniz bana sürpriz hazırladı. Eve geldiğimde mumlar yanıyor, üzerinde sadece ince bir gecelik vardı. Beni yatağa çekti, yavaşça soydu. Sonra dizlerinin üzerine çöktü ve beni ağzına aldı. Bu sefer daha uzun, daha titiz çalıştı. Neredeyse boşalacağım anda yine durdu. Üzerime çıktı, yavaşça içine aldı. Saatlerce sürdü. Ara ara duruyor, öpüşüyor, sonra tekrar başlıyorduk. O gece üç kez boşaldım. Deniz daha fazla.Sabahları uyandığımda hâlâ yanımda olmasını istiyordum. Bir pazar günü bütün günü yatakta geçirdik. Sadece sevişmek için değil, birbirimizi dinlemek, dokunmak için. Deniz’in vücudundaki her detayı ezberledim: belindeki çukuru, kalçalarının kıvrımını, boynundaki damarı. O da benimkileri. Akşama doğru tekrar ateşlendik. Bu sefer ben onu bağladım. Gözlerini kapattım, yavaşça her yerini öptüm. Parmaklarımla, dilimle, nefesimle oynadım. Deniz inlerken ipin içinde kıvrılıyordu. Sonunda bacaklarını açtım ve içine girdim. Derin, ritmik vuruşlarla. Deniz birkaç kez üst üste boşaldı. Ben de en sonunda kendimi bıraktım.Zamanla Caferağa bizim için farklı bir anlam kazandı. O dar sokaklar, yağmurlu akşamlar, eski apartman… Her köşesi anılarımızla doluydu. Bir akşam yine aynı kafede otururken Deniz elimden tuttu. “Burada her şey başladı,” dedi. Ben de öyle hissediyordum. O gece eve döndüğümüzde her zamankinden daha yavaş, daha derin seviştik. Sanki her dokunuş bir vaat gibiydi.Gece yarısına doğru pencereden dışarı baktım. Caferağa’nın ışıkları loş loş yanıyordu. Deniz uyuyordu yanımda. Onun nefesini dinlerken aklımdan geçen tek şey, bu hikâyenin daha yeni başladığıydı. Yarın yine yağmur yağabilir, yine aynı sokaklarda yürüyebilir, yine birbirimizi tüketene kadar sevişebilirdik. Ve her seferinde, ilk geceki gibi, her şey yeniden başlayacaktı.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece fa...
Bakırköy’ün dar ve nemli sokaklarında yürürken, sıcak yaz akşamının havası tenime yapışıyordu. Bakırköy&rsq...
Samandıra’nın gece serinliği caddeye yayılırken, sarı saçlı kadın sitenin merdivenlerini çıkıyordu. Uzaktan gelen araba sesl...