Caddebostan’ın uzun sahil şeridinde, akşamüstü güneşi denizin üzerine kızıl bir örtü sererken, kalbim beklenmedik bir hızla çarpıyordu. Rüzgâr saçlarımı yüzüme savuruyor, ince bluzumun kumaşı tenime yapışıyordu; çünkü birkaç saat önce Caddebostan’ın o ünlü koşu yolunda omuz omuza çarpıştığımız an hâlâ vücudumda titreşiyordu. Birkaç cümle sonra aynı isim dilime dolandı: Caddebostan… Bu sahil, yalnızca bir yürüyüş alanı değil, bedenimin ve arzularımın ansızın uyanış noktasıydı.Adı Barış’tı. Koşu pantolonu ve dar tişörtüyle, ter damlaları boynundan göğsüne doğru süzülürken karşıma çıkmıştı. Özür dilemek için durduğumuzda bakışlarımız kilitlenmiş, konuşmaya gerek kalmadan bir şeyler başlamıştı. “Buraya sık mı gelirsin?” diye sormuştu, nefesi hâlâ düzensiz. “Bazen,” demiştim, “ama Caddebostan’ı bugün farklı görüyorum.” Gülümsemiş, telefon numarasını istemişti. İki saat sonra, aynı sahilde, ama bu kez yan yana yürüyorduk.Güneş batmaya yaklaşırken, sahilin daha ıssız bir bölümüne saptık. Kumlar ayaklarımızın altında ılıktı. Barış durdu, beni kendine çekti. Öpücüğü yavaş ve derin başladı, dilini dilime doladı, elleri belimden kalçalarıma indi. “Seni burada, açıkta istiyorum,” fısıldadı. Bluzumu başımdan çıkardı, sütyenimin kancasını çözdü. Göğüslerim serin akşam havasına açıldığında inledim. Ağzı bir ucumu emdi, dilini dolaştırdı, dişlerini hafifçe gezdirdi. Diğer eliyle şortumu indirdi, parmakları ıslaklığıma ulaştı. “Bu kadar mı ıslandın?” diye mırıldandı, iki parmağını birden içeri sokarak.Dizlerimin üzerine çöktüm. Onun koşu pantolonunu indirdim, sertliğini avuçladım. Başını dilimle yaladım, sonra yavaş yavaş ağzıma aldım. Boğazıma kadar indirdim, geri çekildim, tekrar indirdim. Barış’ın parmakları saçlarıma gömüldü, kalçalarını ileri itti. Tuzlu rüzgâr tenimize çarparken, tükürüğüm çeneme aktı. “Daha derine,” dedi, sesi boğuk. İtaat ettim, her itişte boğazım daraldı, gözlerim doldu ama bırakmadım.Beni kaldırdı, kuma yatırdı. Üzerime çıktı, bacaklarımı ayırdı, sertliğini ıslaklığıma sürttü. Tek hamlede girdi. Derin ve doluydu. İnledim, sesim dalgalara karıştı. Elleri kalçalarımı kavradı, ritmi yavaş başladı, sonra sertleşti. Her vuruşta kum tenime yapışıyor, bedenlerimiz ıslak ıslak çarpışıyordu. Bir eliyle klitorisime bastırdı, daireler çizdi. Orgazm ani geldi, kaslarım kasıldı, etrafını sıktı. Barış da peşimden boşaldı, sıcaklığını içime bırakırken inledi.Ama bitmedi. Kalkıp yakındaki özel bir plaj kulübesine geçtik. Kapıyı kilitledi, beni duvara yasladı. Bu sefer arkadan girdi, bir eliyle saçlarımı çekti, diğer eliyle göğsümü sıktı. “Bağır,” dedi, “duysunlar.” Bağırdım. Her vuruş daha derindi, kalçalarım onun kasıklarına çarpıyordu. İkinci orgazmım geldiğinde bacaklarım titredi, neredeyse yere yığılacaktım. Barış beni tuttu, yere yatırdı, dilini bacaklarımın arasına indirdi. Yaladı, emdi, parmaklarını tekrar soktu. Üçüncü kez boşaldım, çığlığım kulübenin duvarlarında yankılandı.Gece oldu. Kulübeden çıkıp Caddebostan’ın arka sokaklarındaki küçük bir daireye gittik. Duşta, suyun altında seviştik. Barış beni kaldırdı, bacaklarımı beline doladı, içeri girdi. Duvara yaslanmıştım, su yüzümüzden akıyordu. Yavaş ve derin hareketlerle ilerliyordu. “Seni buraya her gece getirmek istiyorum,” fısıldadı. Orgazmımız birlikte geldi, nefeslerimiz birbirine karıştı.Yatağa geçtik. Bu sefer daha yavaş, daha uzun. Barış her santimimi öptü: boynumu, göğüslerimi, karnımı, kalçalarımı, bacaklarımın içini. Dilini tekrar kullandı, ta ki dördüncü kez boşalana kadar. Sonra üstüme çıktı, yüz yüze girdi. Göz göze, nefes nefese. Ellerimi başımın üzerine sabitledi, ritmi değiştirdi: yavaş, hızlı, derin, yüzeysel. “Söyle,” dedi, “ne istiyorsun.” “Daha sert,” diye yalvardım. İtaat etti. Beşinci orgazmımda gözyaşlarım aktı, zevkten.Sabahleyin, perdeler yarı açıktı. Caddebostan’ın denizi uzaktan görünüyordu. Barış uyanmadan önce onu uyandırdım: ağzımla, dilimle, ellerimle. Gözlerini açtığında gülümsedi, beni üzerine çekti. Üstüne oturdum, yavaş yavaş indim. Kalçalarımı salladım, göğüslerim sarsıldı. Elleri belimi kavradı, beni yukarı kaldırıp indirdi. “Daha hızlı,” diye emretti. Hızlandım. Orgazm geldiğinde birbirimizi sıktık, nefesimiz kesildi.Günler farklı geçti. Bir gün yağmur yağdı. Caddebostan’ın ıssız bir parkında, ağaçların altında, yağmurun altında seviştik. Elbiselerimiz sırılsıklam olmuştu, tenimiz yapış yapıştı. Barış beni bankın üzerine yatırdı, pantolonunu indirdi, girdi. Yağmur yüzümüze çarparken ritmi sertti. “Islak ıslak,” diye mırıldandı. Boşaldık, güldük, tekrar başladık.Başka bir gece, sahilde, ay ışığında. Kimse yoktu. Kumların üzerinde, yavaşça salındık. Barış beni çevirdi, bacaklarımı omuzlarına aldı, derinlemesine girdi. “Seni burada, denizin sesinde istiyorum,” dedi. Orgazmımız dalgaların ritmine karıştı.Bir akşam, onun arabasında, Caddebostan’ın arka sokaklarında. Arka koltukta, dar alanda, zorla sığarak seviştik. Ellerim camlara dayandı, o arkadan girdi, bir eliyle ağzımı kapattı. “Sessiz ol,” dedi, ama inlemelerim kaçtı. Orgazm ani ve şiddetliydi.Hafta sonuna doğru, duygular da karışmıştı. Yatağın üzerinde, yavaş ve uzun bir gece geçirdik. Barış her dokunuşunda ismimi fısıldadı, ben de onunkini. Orgazmlar artık sadece bedensel değil, daha derin geliyordu. Son gece, pencereden Caddebostan’ın ışıklarını izlerken, o içimdeyken fısıldadı: “Kal. Bir süre daha.”Ayrılma sabahı geldiğinde, bavulumu toplarken arkamdan sarıldı. “Son bir kez,” dedi. Yatağa düştük. Bu sefer hem sert hem yumuşak. Her giriş veda gibiydi. Orgazm geldiğinde gözyaşlarım aktı. Barış içimde boşalırken adımı ve Caddebostan’ı fısıldadı. “Buraya tekrar gel. Seni bekleyeceğim.”Metroya binerken pencereden sahili, koşu yolunu, denizi izledim. Kalbim hâlâ o ritimde atıyordu. Caddebostan… yalnızca bir semt değil, bedenimin ve kalbimin bir anda açıldığı, her gece rüyama giren bir ateşti. Ve biliyordum ki bir gün tekrar dönecektim. Çünkü orada, o kumlarda, o yağmurda, o ay ışığında, Barış’ın ellerinde, dilinde, içinde… kendimi kaybetmiş ve yeniden bulmuştum.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...