Büyükdere’nin serin rüzgârı, Boğaz’ın koyu sularından yükselerek Ege’nin tenine değdiğinde, o gece her şeyin değişeceğini henüz bilmiyordu. Büyükdere, İstanbul’un o daracık, yalılarla dolu kıyısında, eski bir konağın balkonunda otururken, elindeki kadehini yavaşça döndürdü; kırmızı şarap, dudaklarına değmeden önce ışığı yansıtıyordu. Birkaç adım ötede, denize bakan geniş camların ardında, Selim onu izliyordu. Adamın bakışları, Ege’nin ince ipek elbisesinin altındaki hatlarını takip ediyor, kalçalarının yuvarlaklığını, göğüslerinin hafif salınışını adeta avuçluyordu.Ege, balkonun demir korkuluğuna yaslandı. Rüzgâr elbisesini yukarı doğru savurdu, uyluklarının iç kısmı serinledi. Selim’in adımlarını duydu; ağır, kararlı adımlar. Adam arkadan yaklaştı, kollarını Ege’nin beline doladı, sıcak nefesi kulağına değdi. “Bu gece sadece sen ve ben,” diye fısıldadı. Ege geriye doğru yaslandı, kalçalarını Selim’in sertleşen penisinin üzerine bastırdı. İpek kumaş, aralarındaki ince engeldi. Selim’in elleri yavaşça yukarı kaydı, göğüslerini kavradı, parmakları meme uçlarını sıkıştırdı. Ege’nin nefesi kesildi; başını geriye attı, dudakları aralandı.Selim, Ege’yi içeriye çekti. Salonun loş ışığında, Büyükdere’nin gece manzarası camlardan içeri süzülüyordu. Ege’nin elbisesini omuzlarından indirdi; kumaş yere düştü, çıplak bedeni ortaya çıktı. Göğüsleri dolgun, meme uçları sertleşmişti. Selim dizlerinin üzerine çöktü, dudaklarını bir meme ucuna yapıştırdı, dilini yavaşça gezdirdi. Ege’nin parmakları adamın saçlarına gömüldü. “Daha sert,” diye mırıldandı. Selim dişlerini hafifçe geçirdi, diğer eliyle Ege’nin bacaklarını ayırdı. Parmakları ıslak amına ulaştı, klitorisini nazikçe okşadı. Ege inledi, kalçalarını öne doğru itti.Selim ayağa kalktı, Ege’yi kollarına aldı ve geniş deri kanepeye taşıdı. Onu sırtüstü yatırdı, bacaklarını omuzlarına koydu. Kendi pantolonunu indirdi; kalın, damarlı penisi zıpladı. Ege’nin amına sürtündü, ıslaklığı hissetti. Yavaşça içeri girdi. Ege’nin iç duvarları onu sımsıkı kavradı. Selim derine doğru itti, ta ki tamamen içine gömülene kadar. Ege’nin tırnakları adamın sırtına battı. “Daha hızlı,” diye fısıldadı. Selim ritmi artırdı, kalçaları şap şap sesiyle çarpıştı. Her vuruşta Ege’nin göğüsleri sarsılıyor, inlemeleri salonun yüksek tavanına yayılıyordu.Selim bir an durdu, Ege’yi ters çevirdi. Dizlerinin üzerine çöktürdü, kalçalarını yukarı kaldırdı. Arkadan girdi bu kez; daha derine, daha sert. Bir eliyle Ege’nin saçlarını tuttu, diğer eliyle kalçasına şaplak indirdi. Kırmızı izler belirdi. Ege inledi, amı kasılarak Selim’in penisini sıktı. Selim eğildi, kulağına fısıldadı: “Büyükdere’nin bu sessiz gecesinde seni dolduracağım.” Parmaklarını Ege’nin ağzına soktu; Ege onları emdi, tükürüğü damladı. Selim hızlandı, her vuruşta testisleri Ege’nin klitorisine çarpıyordu. Ege’nin orgazmı yaklaştı; bacakları titredi, amı ritmik olarak kasıldı. “Boşalıyorum!” diye bağırdı. Selim de peşinden geldi; sıcak menisi Ege’nin içine fışkırdı, taştı, uyluklarından aşağı aktı.Ama gece daha yeni başlıyordu. Selim, Ege’yi kucağına aldı, merdivenleri çıkardı. Yatak odasının geniş yatağına bıraktı. Ege’nin bacaklarını açtı, dilini amına yapıştırdı. Yavaş yavaş yaladı, klitorisini emdi, dilini içeri soktu. Ege’nin kalçaları yükseldi, elleri çarşafları sımsıkı tuttu. Selim iki parmağını ekledi, G noktasını buldu, ovuşturdu. Ege ikinci orgazmını yaşadı; suları Selim’in yüzüne fışkırdı. Adam gülümsedi, dudaklarını sildi, Ege’nin üzerine çıktı. Bu kez yüz yüze girdiler. Yavaş, derin hareketlerle. Göz göze. Selim’in her itişi, Ege’nin içini dolduruyordu. Ege bacaklarını adamın beline doladı, onu daha derine çekti. “Seni istiyorum… her yerini,” diye fısıldadı.Selim, Ege’yi oturtup kendi üzerine aldı. Ege, Selim’in penisini kavradı, yavaşça üzerine oturdu. Kalçalarını döndürdü, ileri geri hareket ettirdi. Göğüsleri sallanıyordu; Selim onları avuçladı, meme uçlarını parmakları arasında sıkıştırdı. Ege hızlandı, inlemeleri yükseldi. Selim kalçalarını yukarı itti, her seferinde daha sert. Ege’nin amı ıslak ıslak şapırdıyordu. Üçüncü orgazmı geldiğinde, Ege’nin bedeni kasıldı, başını geriye attı. Selim de boşaldı; sıcaklık yeniden Ege’nin içine yayıldı.Dinlenmek için yan yana uzandılar. Ama Ege’nin eli, Selim’in hâlâ yarı sert penisini buldu. Parmaklarıyla okşadı, sonra eğilip ağzına aldı. Dilini başının etrafında gezdirdi, derinlere doğru indirdi. Selim’in eli Ege’nin saçlarına gitti, ritmi yönlendirdi. Ege boğazına kadar aldı, tükürüğü aktı. Selim inledi, kalçalarını kaldırdı. Ege emmeye devam etti, ta ki Selim yeniden sertleşene kadar. Sonra ayağa kalktı, pencerenin önüne geçti. Büyükdere’nin ışıkları uzakta titriyordu. Selim arkadan sarıldı, penisi Ege’nin kalçalarına sürtündü. Ege öne doğru eğildi, ellerini cama dayadı. Selim arkadan girdi. Camın soğukluğu Ege’nin göğüslerine değiyordu; her vuruşta nefesinin buğusu camı kaplıyordu. Selim bir eliyle klitorisini ovuşturdu, diğer eliyle boynunu kavradı. Ege dördüncü kez boşaldı; bacakları titredi, ama Selim tuttu onu. Adam da peşinden geldi, menisi Ege’nin içinden taştı, yere damladı.Yatağa döndüler. Bu kez daha yavaş, daha derin. Selim, Ege’nin bacaklarını omuzlarına koydu, neredeyse katladı. Derinlemesine girdi, her damarını hissettirerek. Ege’nin inlemeleri fısıltıya dönüştü: “Daha… daha fazla.” Selim ritmi artırdı, ter damlaları Ege’nin göğüslerine düştü. Orgazmlar peş peşe geldi; Ege’nin amı sürekli kasılıyor, Selim’i emiyordu. Adam son kez boşaldığında, ikisi de nefes nefese kaldı.Sabaha karşı, Ege uyanıp balkona çıktı. Büyükdere’nin sabah sisi yavaş yavaş dağılıyordu. Selim arkadan sarıldı, çıplak bedenleri birbirine yapıştı. Elleri yine Ege’nin göğüslerine gitti, parmakları meme uçlarını oynattı. Ege geriye yaslandı, kalçalarını Selim’e bastırdı. Adam yavaşça içeri girdi. Ayakta, balkonda, rüzgârın içinde seviştiler. Ege’nin inlemeleri denize karıştı. Selim hızlandı, bir eliyle Ege’nin amını okşadı. İkisi birlikte boşaldı; sıcaklık Ege’nin bacaklarından aşağı aktı, tahta zemine damladı.Gün ışığı pencereye vurduğunda, hâlâ birbirlerine sarılıydılar. Selim, Ege’nin boynunu öptü, dilini gezdirdi. Ege döndü, adamın penisini eline aldı, yavaşça sıvazladı. Sonra dizlerinin üzerine çöktü, ağzına aldı. Selim’in kalçaları hareket etti; derinlere doğru itti. Ege boğazını açtı, her damlasını yuttu. Adam inledi, parmakları Ege’nin saçlarına gömüldü. Boşaldığında, Ege her şeyi yuttu, dudaklarını yaladı.Öğleden sonra yeniden başladılar. Banyoda, duşun altında. Sıcak su, bedenlerini ıslattı. Selim, Ege’yi duvara yasladı, bacaklarını kaldırdı, girdi. Su, aralarındaki sürtünmeyi artırıyordu. Her vuruşta Ege’nin sırtı fayansa çarpıyordu. Selim meme uçlarını emdi, ısırdı. Ege’nin tırnakları adamın sırtında izler bıraktı. Orgazm geldiğinde, Ege’nin çığlığı banyonun duvarlarında yankılandı. Selim de boşaldı; menisi suyla karışıp aktı.Akşamüstü, salonda yeniden. Ege, Selim’in kucağına oturdu, yavaşça salındı. Göz göze, dudak dudağa. Selim’in elleri Ege’nin kalçalarını kavradı, ritmi yönetti. Derin öpüşmeler, dil savaşları. Ege hızlandı, amı ıslak ıslak şapırdadı. Selim bir eliyle klitorisini ovuşturdu. Ege boşaldı, ardından Selim. Meni taştı, kanepeye aktı.Gece yarısı, yatakta son bir tur. Selim, Ege’yi kaşık pozisyonunda tuttu, arkadan girdi. Yavaş, uzun vuruşlar. Bir eli göğüslerinde, diğeri amında. Ege’nin inlemeleri uykulu ama derin. Orgazmlar yumuşak geldi; dalga dalga. Selim son kez boşaldığında, ikisi de uykuyla sevişmenin sınırında kaldı.Sabah, Büyükdere’nin ışığında, hâlâ çıplaktılar. Selim, Ege’nin bacaklarını açtı, dilini yeniden amına götürdü. Yavaş yaladı, emdi, parmakladı. Ege’nin kalçaları yükseldi. Selim üzerine çıktı, girdi. Yüz yüze, yavaş. Her hareket bir vaat gibiydi. Ege bacaklarını doladı, onu çekti. Birlikte boşaldılar; sıcak, ıslak, doyumsuz.Günler böyle geçti. Her oda, her köşe, her an erotizmle doldu. Balkon, yatak, duş, kanepe… Selim’in penisi Ege’nin amını, ağzını, her yerini tanıdı. Ege’nin inlemeleri, orgazmları, ıslaklığı… Selim’i hiç doyurmadı. Büyükdere’nin rüzgârı, her gece onların tenine değdi; her sabah yeni bir ateşle uyandılar. Eller, diller, kalçalar, göğüsler… bitmek bilmeyen bir dans. Selim, Ege’yi her seferinde daha derine aldı; Ege, her seferinde daha fazla istedi. Meni aktı, ter aktı, inlemeler yükseldi. Orgazmlar peş peşe geldi; bedenler yoruldu ama arzular tükenmedi.Bir akşam, Ege, Selim’i bağladı. İpek eşarplarla ellerini yatak başlığına sabitledi. Üzerine oturdu, yavaşça salındı. Selim’in penisini emdi, sonra amına aldı. Kontrol ondaydı. Kalçalarını döndürdü, ileri geri gitti. Selim inledi, kasıldı. Ege hızlandı, klitorisini ovuşturdu. Boşaldı, suları Selim’in karnına aktı. Sonra adamı serbest bıraktı. Selim, Ege’yi ters çevirdi, sertçe girdi. Şaplaklar, ısırıklar, derin vuruşlar. Ege’nin amı yanıyordu; ama istediği buydu. Selim boşaldı, menisi fışkırdı. Ege onu yaladı, temizledi.Gece ilerledikçe, yeni pozisyonlar denediler. Ege, ellerini cama dayadı; Selim arkadan. Sonra Ege, Selim’in üzerine ters bindi; adamın dilini amına aldı, kendi de penisini emdi. Altmış dokuz pozisyonunda, karşılıklı orgazmlar. Sular fışkırdı, meni aktı. Sonra yüzüstü, derinlemesine. Selim, Ege’nin belini kavradı, her vuruşta kalçalarını şaplatarak. Ege’nin çığlıkları yükseldi. Birlikte geldiler.Sabaha karşı, yorgun ama doyumsuz, yine birbirlerine sarıldılar. Selim’in penisi yavaşça Ege’nin amına girdi. Yumuşak hareketler. Gözler kapalı, nefesler senkron. Orgazm geldiğinde, sadece bir fısıltıydı: isimler, inlemeler, “daha”lar. Meni sıcak aktı. Ege, Selim’in göğsüne yaslandı. Büyükdere’nin uyanan sesleri uzaktan geliyordu; martılar, dalgalar, uzaktan bir vapur düdüğü.Ama ateş sönmedi. Öğlen, mutfakta. Ege, tezgâha yaslandı; Selim arkadan girdi. Elleri göğüslerinde, kalçaları çarpışıyordu. Bulaşıklar sarsıldı. Ege boşaldı, bacakları titredi. Selim devam etti, ta ki kendisi de gelene kadar. Meni Ege’nin uyluklarından aktı, yere damladı.Akşam, terasta. Açık havada, yıldızlar altında. Ege, Selim’in kucağına oturdu. Yavaş salındı. Rüzgâr tenlerini okşadı. Selim’in elleri her yerdeydi: göğüsler, bel, am. Ege hızlandı. Orgazm dalga gibi geldi. Selim de peşinden. Sıcaklık içlerinde yayıldı.Gece boyu sürdü. Yatakta, yerde, duvarda. Her seferinde daha ıslak, daha sert, daha derin. Ege’nin amı şişmişti; ama her dokunuşta yeniden alevlendi. Selim’in penisi yorulmuyordu. Emildi, yalandı, içine alındı. Orgazmlar sayısızdı. Meni her yere aktı: çarşaflara, tenlere, ağızlara. İnlemeler, iniltiler, çığlıklar… Büyükdere’nin o eski konağı, o gece sadece onların seslerini duydu.Sabah olduğunda, bedenleri birbirine yapışıktı. Selim, Ege’nin boynunu öptü. Ege döndü, dudaklarını adamın dudaklarına bastırdı. Elleri yeniden dolaştı. Ateş yeniden yandı. Selim içeri girdi. Yavaş, derin. Ege’nin bacakları dolandı. Birlikte hareket ettiler. Orgazm geldi; yumuşak, uzun, doyurucu. Meni aktı. Ege, Selim’in kulağına fısıldadı: “Bir daha… hemen.”Ve yeniden başladılar. Çünkü Büyükdere’nin o gecesi, bitmek bilmeyen bir arzuyla doluydu. Eller, diller, kalçalar, göğüsler, amlar, penisler… her şey birbirine karıştı. Islaklık, sıcaklık, sertlik, yumuşaklık. Orgazmlar peş peşe. İnlemeler yükseldi. Meni fışkırdı. Bedenler titredi. Ve her seferinde, daha fazla istediler. Büyükdere’nin rüzgârı, onların terini kuruttu; ama arzularını hiç söndürmedi.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...
İstanbul’un canlı ve köklü semtlerinden biri olan Beşiktaş’ın sahil kenarındaki ışıklı caddelerinde, her şey o gece fa...
Samandıra’nın gece serinliği caddeye yayılırken, sarı saçlı kadın sitenin merdivenlerini çıkıyordu. Uzaktan gelen araba sesl...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...