Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski binaları, balkonlardan sarkan çamaşırlar ve uzaktan gelen bar gürültüleriyle doluydu. O gece, arkadaşlarımla buluşmayı iptal etmiştim. Kalabalık bir mekânda gürültüye karışmak yerine, yalnız başıma dolaşmak istiyordum. Ellerim cebimde, yavaş adımlarla ilerlerken ince elbisemin kumaşı her hareketimde kalçalarıma sürtünüyor, bacaklarımın arasından geçen serin rüzgâr tüylerimi diken diken ediyordu.
Sahile değil, bu sefer Bomonti’nin daha iç kısımlarına, eski bira fabrikasına yakın o sakin sokaklara yöneldim. Orada, loş bir sokak lambasının altında, sırtını duvara dayamış bir adam duruyordu. Koyu renkli bir tişört giymişti, kolları kaslıydı, bileklerinde ince bir dövme vardı. Gözlerimiz kesişti. Bakışı uzun sürdü. Ne kaçtı ne de gülümsedi. Sadece baktı. Ben de ona baktım.
İçimde bir şey kıpırdadı. Belki de haftalardır bastırdığım o boşluk, o sıcaklık ihtiyacı. Adama doğru yürüdüm. Yanına yaklaştım.
“Güzel gece,” dedim, sesim beklediğimden daha alçak çıktı.
O da baktı. “Evet. Özellikle yalnızken.”
Adı Kerem’di. Konuşmaya başladık. Önce sıradan şeyler… İş, şehir, yazın boğucu sıcaklığı. Ama her cümlede bakışlarımız birbirine daha fazla yapışıyordu. Onun gözleri koyu yeşildi, bakışları sanki tenimi sıyırıyordu. Ben de bacaklarımı hafifçe kaydırarak durdum, elbisemin eteği dizlerimin üzerine çıktı. Onun bakışlarının oraya kaydığını fark ettim.
Konuşma yavaş yavaş değişti. “Burada sık sık mı durursun?” diye sordum.
“Bazen. İnsanların gözlerinden uzak kalmak istediğimde.”
“Peki… şimdi uzak mı kalmak istiyorsun?”
Gülümsedi. “Hayır. Artık değil.”
Ellerimiz neredeyse değiyordu. Ben parmaklarımı uzattım, onun elinin üzerine koydum. Sıcaklığı tenime yayıldı. Kerem parmaklarını kıvırdı, benimkileri kavradı. O dokunuş, basit bir temas gibi görünse de, içimde bir ateş yaktı. Bacaklarımın arasından bir sızıntı hissettim. Külotumun kumaşı çoktan nemlenmişti.
“Burada kalamayız,” dedim fısıltıyla.
“Nereye gideceğiz?”
“Biliyorum bir yer.”
Ayağa kalktık. Ellerimiz hâlâ birbirine kenetliydi. Bomonti’nin arka sokaklarına doğru yürüdük. Dar bir ara sokaktan geçtik, eski bir apartmanın kapısına geldik. Anahtarı cebimden çıkardım. Bu, bir arkadaşımın boş dairesiydi; yurtdışındaydı, bana bırakmıştı. Kapıyı açtım, içeri girdik.
Işıklar kapalıydı. Perdeleri çektim, sadece sokak lambasının soluk ışığı odaya süzüldü. Kerem kapıyı kilitledi. Dönüp bana baktı. Aramızdaki mesafe bir adım bile değildi. Ellerini belime koydu, beni kendine çekti. Dudaklarımız birbirine değdi. Öpücük yavaş başladı, sonra hızlandı. Dili dilime dolandı, dişlerim dudağını hafifçe ısırdı. Ellerim tişörtünü yukarı çekmeye çalışırken, onun elleri elbisemin fermuarını indirdi.
Elbise omuzlarımdan kaydı, yere düştü. Sadece dantel bir sutyen ve ipek bir külot kalmıştı üzerimde. Kerem bir adım geri çekildi, beni süzdü. “Tanrım…” diye mırıldandı.
Ellerini göğüslerime götürdü. Sutyenin üzerinden avuçladı, parmaklarıyla meme uçlarımı sıkıştırdı. Ben inledim. O ses, odanın sessizliğinde yankılandı. Sutyeni çıkardı. Göğüslerim serbest kaldı, meme uçlarım sertleşmişti. Kerem eğildi, birini ağzına aldı. Diliyle yaladı, emdi, dişleriyle hafifçe ısırdı. Diğer eliyle diğer mememi ovuşturuyordu. Bacaklarım titriyordu.
Ellerim onun pantolonuna gitti. Kemerini çözdüm, fermuarı indirdim. İçinden çıkan şey, sert ve sıcaktı. Avucuma aldım, yavaşça sıvazladım. Kerem’in nefesi boğazında takıldı. “Daha hızlı,” diye fısıldadı.
Onu daha sert kavradım, başparmağımla ucunu ovdum. Pre-cum sızmıştı. Dizlerimin üzerine çöktüm. Ağzımı açtım, dilimi ucuna sürdüm. Tuzlu tadı dilimde dağıldı. Sonra bütününü ağzıma aldım. Yavaş yavaş, derinlemesine. Kerem’in elleri saçlarıma gömüldü. Kalçalarını ileri itti, boğazımın gerisine kadar girdi. Gözlerim sulandı ama bırakmadım. Emme sesleri, yutkunma seslerim odada yankılanıyordu.
Bir süre sonra Kerem beni ayağa kaldırdı. Öptü, dilinde kendi tadımı hissettim. Sonra beni yatağa doğru itti. Sırtüstü yattım. Kerem külotumu indirdi, bacaklarımı açtı. Yüzünü bacaklarımın arasına gömdü. Dili ıslak, sıcak ve acımasızdı. Klitorisimi buldu, yaladı, emdi, dilini içeri soktu. Kalçalarım yerinden oynuyordu. Ellerimle çarşafı kavradım. “Ah… Kerem… daha…” diye inledim.
Parmaklarını da ekledi. Önce bir, sonra iki. İçeride kıvrılıp duruyor, o noktayı buluyordu. Dil ve parmaklar birlikte çalışırken, orgazm dalgası yükseldi. Bacaklarım titredi, kalçalarım gerildi, bir çığlık koptu boğazımdan. Sıvı aktı, Kerem her damlasını yaladı.
Henüz bitmemişti. Kerem ayağa kalktı, pantolonunu tamamen çıkardı. Üzerime çıktı. Bacaklarımı omuzlarına aldı. Ucu girişime dayandı. Bir an bekledi, gözlerime baktı. Sonra bir hamlede girdi. İçim doldu. İnce, uzun ve sertti. Her itişte daha derine gidiyordu. Kalçalarım yatağa çarpıyor, göğüslerim sallanıyordu. Kerem eğildi, bir mememi ağzına aldı, emerken aynı anda sertçe sikti.
“Daha sert,” diye yalvardım. Kerem hızlandı. Yatak gıcırdıyordu. Ter kokusu, seks kokusu odayı doldurmuştu. Ellerim sırtına geçti, tırnaklarımı kaydırdım. Kerem inledi. Pozisyon değiştirdik. Ben üstüne çıktım. Dizlerimin üzerine çöktüm, yavaşça oturdum. İçimdeyken kalçalarımı çevirmeye başladım. Kerem’in elleri kalçalarıma yapıştı, beni aşağı çekiyordu. Her inişte daha derine batıyordu.
Göğüslerimi avuçladı, sıkıştırdı. Ben başımı geriye attım, saçlarım sırtıma döküldü. Hızımı arttırdım. Kalçalarım şap şap sesiyle vuruyordu. Kerem’in yüzündeki ifade… o zevk, o kontrolü kaybetme hali… beni daha da azdırdı. Bir elimi klitorisime götürdüm, ovuşturmaya başladım. İkinci orgazm daha güçlü geldi. Vücudum kasıldı, içim Kerem’in etrafında sıkılaştı. Kerem de dayanamadı. Kalçalarını yukarı itti, boğuk bir iniltiyle boşaldı. Sıcaklığı içimde yayıldı.
Bir süre öyle kaldık. Nefeslerimiz hızla iniyor çıkıyordu. Kerem hâlâ içimdeydi, yavaş yavaş yumuşuyordu. Sonunda yan yana uzandık. Parmakları karın deliğimde geziniyordu.
Ama gece henüz bitmemişti. Bir süre sonra Kerem’in eli tekrar bacaklarımın arasına kaydı. Parmakları ıslaklığımı buldu, yavaşça ovmaya başladı. “Daha istiyorum,” diye fısıldadı kulağıma. Ben de istiyordum. Dönüp ona sarıldım. Bu sefer daha yavaş, daha derin. Kerem beni yan yatırdı, arkamdan girdi. Bir kolunu göğsüme doladı, diğer eliyle klitorisimi ovuyordu. Her itişte kalçalarım onun kasıklarına çarpıyordu. Bu pozisyonda daha derindi. Her hareket, o noktaya vuruyordu.
“Söyle adını,” diye mırıldandı.
“Bomonti…” dedim nefes nefese, anlamsız bir şekilde. Belki de o geceyi, o yeri aklıma kazımak için. Kerem güldü, ama gülüşü kısa sürdü. Hızlandı. Üçüncü orgazm geldiğinde, vücudum sarsıldı. Kerem de hemen ardından boşaldı, bu sefer sırtıma doğru.
Sabaha karşı tekrar uyandık. Duş aldık. Sıcak suyun altında Kerem beni duvara yasladı, bacaklarımı kaldırdı ve tekrar girdi. Islak tenler, kaygan hareketler… Su damlaları göğüslerimden akarken, Kerem beni bir kez daha zirveye taşıdı.
Sabah olduğunda, ışık perdelerin arasından süzülüyordu. Kerem giyinirken bana baktı. “Bir daha görüşecek miyiz?”
Gülümsedim. “Bomonti’de her zaman bir yer buluruz.”
Kapıdan çıkarken, arkamdan baktım. Yatak dağınık, çarşaflar ter ve seks kokusuyla doluydu. O gece, Bomonti’nin sıradan bir akşamı, bende bambaşka bir anıya dönüşmüştü. Vücudum hâlâ o dokunuşları hatırlıyordu. Bacaklarımın arasındaki o hafif sızı, göğüslerimdeki morluklar, dudaklarımdaki şişlik… Her biri, o geceye dair bir izdi.
Sonraki günlerde aklımdan çıkmadı. İşte otururken, tramvayda giderken, hatta duş alırken… Kerem’in elleri, dili, o sert girişi… Her hatırlayışta içim ısınıyordu. Birkaç gün sonra telefonum çaldı. Tanımadığım bir numara. Açtım.
“Yine aynı yerde olacağım bu akşam,” dedi ses. Kerem’di.
Gülümsedim. “Ben de orada olacağım.”
Akşam olduğunda, aynı sokağa doğru yürüdüm. Elbisem daha da kısaydı bu sefer. Altında hiçbir şey yoktu. Rüzgâr eteğimi savururken, serinlik tenime değiyordu. Kerem oradaydı. Beni görünce ayağa kalktı. Bu sefer hiç konuşmadan, elimi tuttu ve beni tekrar o apartmana götürdü.
Kapı kapanır kapanmaz üzerime atıldı. Bu sefer daha açgözlüydük. Elbiseyi yırtarcasına çıkardı. Beni duvara yasladı, dizlerimin üzerine çöktürdü. Ağzımı açtı, sertliğini içine doldurdu. Ben yutkunurken, o kalçalarını ileri geri hareket ettiriyordu. Gözlerim sulandı ama zevkten. Sonra beni kaldırdı, bacaklarımı beline doladı ve ayakta sikti. Her itişte sırtım duvara çarpıyordu. Göğüslerim sallanıyor, meme uçlarım Kerem’in göğsüne sürtünüyordu.
Yatağa düştük. Kerem beni ters çevirdi, kalçalarımı kaldırdı. Arkamdan girdi. Bu sefer daha sert, daha derin. Bir eliyle saçlarımı kavradı, diğer eliyle kalçamı tokatladı. Ses odada yankılandı. Ben de inliyordum, yalvarıyordum. “Daha… lütfen…”
Kerem hızını arttırdı. Her vuruşta içim doluyor, sonra boşalıyordu. Orgazm geldiğinde, bacaklarım titredi, vücudum kilitlendi. Kerem de boşaldı, sıcaklığı tekrar içime aktı.
Gece boyunca durmadık. Mutfakta, masanın üzerinde… Banyoda, lavabonun kenarında… Oturma odasında, koltuğun üzerinde… Her köşe, her yüzey, bizim oldu. Kerem’in dili, parmakları, o kalın üyesi… Vücudumun her yerini keşfetti. Ben de onu. Ellerimle, ağzımla, içimle.
Sabaha karşı, yorgun ve tatmin olmuş halde yan yana uzandık. Kerem’in parmakları saçlarımda geziniyordu. “Bu sadece bir gece miydi?” diye sordu.
Başımı kaldırdım, gözlerine baktım. “Hayır. Bomonti’de başlayan şeyler, genellikle bitmez.”
O gülümsedi. Ben de. Dışarıda şafak söküyordu. Bomonti uyanıyordu. Ama biz, o dar odada, hâlâ birbirimizin içindeydik. Ve biliyordum ki, bu sadece başlangıçtı.
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...