Beykoz’un yemyeşil tepelerinde, Boğaz’ın serin rüzgârı tenime çarparken, kalbim hızla çarpıyordu. Sabahın erken saatlerinde, çam kokusu burnuma dolmuştu; çünkü dün gece Beykoz’un ıssız patikalarında karşılaştığımız an hâlâ vücudumda titriyordu. Birkaç cümle sonra aynı isim dilime yapıştı: Beykoz… Bu semt, sadece bir Boğaz kenarı değil, arzularımın en derin, en vahşi uyanış yeriydi.Güneş henüz tepelerin ardındaydı. Nemli hava, ince tişörtümü yapıştırmış, göğüslerimin uçlarını sertleştirmişti. Dün akşam, ormanın kenarındaki küçük bir çay bahçesinde, masanın karşısında oturan adamın bakışları hâlâ tenimde geziniyordu. Adı Deniz’di. Geniş omuzları, koyu sakalı ve gözlerindeki o yavaş yanan ateş… Konuşmaya başladığımızda sesi alçak ve boğuktu. “Buraya sık mı gelirsin?” diye sormuştu. Ben de gülümseyerek, “Hayır, Beykoz’un bu derinliklerini hiç bilmiyordum,” demiştim. O anda eli masanın üzerinde uzanmış, parmak uçları benimkine değmişti. Elektrik gibi bir akım geçmişti aramızda.O gece erken ayrılmıştık ama sabahleyin aynı patikada buluşacağımıza dair söz vermiştik. Şimdi burada, çam iğneleri ayaklarımın altında ezilirken, o sözün ağırlığını hissediyordum. Çalılar hışırdadı. Deniz çıktı. Siyah bir tişört giymişti, kolları sıvalı, kasları belirgin. Pantolonunun altında, daha ilk bakışta fark ettiğim sertlik, dün geceki bakışlarının devamı gibiydi. “Bekledin mi?” diye sordu, sesi hâlâ o boğuk tonda. “Evet,” dedim, nefesim kesik. “Beykoz’un sabahı… beklenmeye değer.”Yaklaştı. Elleri belime sarıldı, beni kendine çekti. Dudakları önce boynuma değdi, sonra kulak mememe. Sıcak nefesi tenimi ürpertiyordu. “Dün gece seni düşünmeden uyuyamadım,” fısıldadı. Elleri tişörtümü yavaşça yukarı sıyırdı. Her santimde göğüslerim serin orman havasına açılıyordu. Parmakları sertleşmiş uçlarıma değdiğinde inledim. “Burada, açıkta…” diye mırıldandım ama sesim zayıftı. Deniz gülümsedi. “Beykoz’un bu saatte kimse gelmez. Sadece biz varız.”Beni kalın bir çam gövdesine yasladı. Dudakları göğüslerime indi, dilini dolaştırdı, emdi, ısırdı. Bir eliyle şortumu aşağı indirdi, parmakları ıslaklığıma ulaştı. “Çok ıslaksın,” dedi, sesi boğuk. İki parmağını içeri soktu, yavaş yavaş hareket ettirdi. Kalçalarım onun ritmine uydu. Diğer eliyle pantolonunun fermuarını indirdi. Sertliği dışarı çıktığında, kalın ve sıcak bir ağırlıkla avucuma düştü. Sıkıca tuttum, yukarı aşağı sıyırdım. Deniz inledi, alnını benimkine dayadı. “Daha hızlı…”Ama ben yavaş tuttum. Dizlerimin üzerine çöktüm, yumuşak yosunların üzerine, onu ağzıma aldım. Dilimin ucuyla başını yaladım, sonra derinlemesine yuttum. Boğazımın gerisine kadar itti, parmakları saçlarıma gömüldü. “İşte böyle,” diye homurdandı. Tükürüğüm süzülürken, elleriyle başımı yönlendirdi. Her itişte boğazım daraldı, gözyaşlarım aktı ama bırakmadım. Beykoz’un rüzgârı saçlarımı savururken, onun tadını, kokusunu, sıcaklığını yudumladım.Deniz beni kaldırdı, şortumu tamamen sıyırdı. Pantolonunu indirdi, beni çevirdi, ağaca yasladı. Sertliğini ıslaklığıma sürttü, giriş yaptı. Tek bir hamlede, derinlemesine… İnledim, sesim çam dalları arasında dağıldı. Elleri kalçalarımı kavradı, ritmi sertleşti. Her vuruşta içim doluyor, boşalıyor, tekrar doluyordu. “Daha sert,” diye yalvardım. Deniz hızlandı, bedenlerimiz çarpıştı, ter kokusu çam kokusuna karıştı. Bir eliyle göğsümü sıktı, diğer eliyle klitorisime ulaştı, daireler çizdi. Orgazm yaklaşırken bacaklarım titredi. “Gel,” dedi, “benimle gel.”Patladım. Kaslarım kasıldı, etrafını sıktı, sıcak bir dalga yayıldı. Deniz de aynı anda boşaldı, sıcaklığını içime boşalttı, inleyerek. Bir süre öyle kaldık, nefeslerimiz birbirine karıştı. Sonra beni çevirdi, dudaklarımı öptü, dilini dilime doladı. “Bu sadece başlangıç,” fısıldadı.Ormanın derinliklerindeki küçük bir açıklığa geçtik. Yere serdiği battaniye serindi ama ateşimiz sıcaktı. Deniz beni yatırdı, üstüme çıktı. Bu sefer yavaştı. Öpücükleri boynumdan göğüslerime, karnıma, sonunda bacaklarımın arasına indi. Dilini yaydı, yaladı, emdi. Parmaklarını tekrar içeri soktu, G-noktama bastırdı. Bacaklarımı omuzlarına aldım, kalçalarımı kaldırdım. “Beykoz’da hiç böyle bir şey yaşamadım,” diye inledim. Deniz gülümsedi, dilini daha hızlı hareket ettirdi. İkinci orgazmım geldiğinde çığlık attım, yosunları sıktım.O da üstüme çıktı, tekrar girdi. Bu sefer yüz yüze, göz göze. Her hareketinde bakışlarımız kilitlendi. Ellerimi başımın üstüne sabitledi, yavaş yavaş ama derin. “Seni istiyorum,” dedi, “sadece burada değil, her yerde.” Ritmi arttırdı, ter damlaları göğsümden aktı. Ben de bacaklarımı beline doladım, onu daha derine çektim. Üçüncü kez boşaldım, o da peşimden geldi, inleyerek, sarsılarak.Öğleden sonra, Boğaz’a bakan bir tepenin ıssız kısmına indik. Kayalıkların arasında, mayolarımızı çıkardık. Deniz beni tuttu, yavaşça içeri girdi. Rüzgâr bizi sararken o girip çıkıyordu. Terimiz ve arzumuz karışmıştı. Kayalıklara yattık, bu sefer daha vahşi. Kalçalarımı kaldırdı, arkadan girdi, bir eliyle saçlarımı çekti. “Bağır,” dedi, “kimse duymaz.” Bağırdım, sesim Boğaz’a karıştı. Her vuruşta taşlar tenime batıyordu ama acı zevkle karışmıştı. Boşaldık, yan yana uzandık, güneş tenimizi kuruttu.Akşama doğru, aynı açıklığa döndük. Şarap içtik ama şarap bitmeden ellerimiz yine birbirinin üzerindeydi. Deniz beni battaniyeye oturttu, dizlerimin arasına çöktü, dilini tekrar kullandı. Ben de onu ayağa kaldırdım, pantolonunu indirdim, oturarak emdim. Sonra üstüne oturdum, yavaş yavaş indim, yükseldim. Kalçalarım onun ritmine uydu, göğüslerim sarsıldı. Elleri belimi kavradı, beni yukarı kaldırıp indirdi. “Daha hızlı,” diye emretti. Hızlandım, ter aktı, inledik. Orgazm geldiğinde birbirimizi sıktık, nefesimiz kesildi.Gece oldu. Battaniyenin üzerinde, ay ışığında yavaş ve uzun seviştik. Deniz her santimimi öptü, yaladı, ısırdı. Ben de onu keşfettim: dilimle, ellerimle, içimle. Saatler geçti, bedenlerimiz yoruldu ama arzu bitmedi. Bir ara, ağaçların arasından Beykoz’un silüetini izledik, sonra tekrar birbirimize döndük. O gece kaç kez boşaldığımı sayamadım. Her seferinde daha derin, daha yoğun.Sabahleyin yine aynı çam ağacının altında uyandık. Deniz’in kolu belimdeydi. “Kal,” dedi, “birkaç gün daha.” Gülümsedim. “Beykoz… bizi burada tutacak gibi.” Elleri yine tenime gezindi, yavaşça uyandırdı. Bu sefer tembeldi, sabah sevişmesi: yumuşak, sıcak, uzun. İçimdeyken fısıldadı: “Seni her sabah böyle istiyorum.”Günler geçti. Her sabah, her öğle, her gece… Beykoz’un patikalarında el ele dolaştık ama asıl macera ormanın derinliklerinde, kayalıklarda, açıklıklarda devam etti. Bir akşam, çay bahçesinden sonra dar bir patikada duvara yasladım onu, dizlerimin üzerine çöktüm, herkesin duyabileceği kadar yakın ama görünmeyecek şekilde emdim. Başka bir gece, ay ışığında, yosunların üzerinde yavaşça salındık, bedenlerimiz birleşik.Bir hafta sonra ayrılma zamanı geldi. Çantamı toplarken Deniz arkamdan sarıldı, göğsüme elini götürdü, parmaklarını yavaşça dolaştırdı. “Son bir kez,” dedi. Battaniyeye düştük, bu sefer hem sert hem duygusal. Her dokunuş, her öpücük, her giriş… veda gibiydi. Orgazm geldiğinde gözyaşlarım aktı ama zevkten. Deniz içimde boşalırken adımı fısıldadı, sonra Beykoz’un adını… “Buraya tekrar gel. Seni bekleyeceğim.”Otobüse binerken pencereden çam ağaçlarını, Boğaz’ı, tepeleri izledim. Kalbim hâlâ o ritimde atıyordu. Beykoz… sadece bir semt değil, bedenimin hatırladığı, her gece rüyama giren bir ateşti. Ve biliyordum ki bir gün tekrar dönecektim. Çünkü orada, o yemyeşil tepelerde, o serin rüzgârda, Deniz’in ellerinde, dilinde, içinde… kendimi kaybetmiş ve bulmuştum.
Harbiye’nin dar ve kalabalık sokaklarında yürürken, akşamın ılık rüzgârı tenime çarpıyordu. Harbiye’n...
Bomonti’nin dar sokaklarında yürürken, akşamın nemli havası tenime yapışıyordu. Bomonti’nin eski bina...
İstanbul’un moda ve gece hayatıyla ünlü semti Osmanbey’in ışıklı caddelerinde, her şey “osmanbey escort” a...
Çerkezköy Vip’in loş, modern odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendini b...
İstanbul’un Boğaz kıyısındaki en bilinen semtlerinden biri olan Ortaköy’ün cami ve sahil kenarındaki ışıklı sokakların...
Çatalca Vip’in loş, doğa manzaralı odasında, İstanbul’un kuzeybatı yakasının gece sessizliği uzaktan hissedilirken Eli...
Darıca Vip, Marmara’nın kıyısında, yeşil tepelerin eteğinde yükselen o modern sahil villasının adıydı. Gece, denizden gelen haf...
Edirne Vip’in loş, tarihi dokulu odasında, Trakya’nın gece sessizliği uzaktan hissedilirken Elif, o gece ilk kez kendi...
İstanbul’un kalbinde, Şişli’nin neon ışıklarıyla aydınlanan dar sokaklarında geçen o gece, her şey “şişli escort&rd...
İstanbul’un hareketli semtlerinden biri olan Mecidiyeköy’ün gece ışıkları altında, her şey “mecidiyeköy escort&rdqu...